3 Haziran 2020 Çarşamba

Veri sızıntısına yerli "Bariyer"

Yerli siber güvenlik çözümü HAVELSAN Bariyer, ulusal ve uluslararası güvenlik ve uygunluk sertifikasyon süreçlerini tamamladı.

Veri sızıntısı önleme yazılımları alanında Türkiye'de ilk kez Uluslararası Ortak Kriterler kapsamında yüksek güvenlik seviyesi niteliğindeki "EAL 4+ Sertifikası"nı geçen yıl alan siber güvenlik ürünü HAVELSAN Bariyer, alanında TRTEST Ürün Uygunluk Sertifikası'nı kazanan ilk ürün olmayı da başardı.

Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Siber Güvenlik Ürünleri Test ve Sertifikasyon Projesi kapsamında HAVELSAN tarafından DLP Bariyer ürünü için yapılan uygunluk başvurusunu değerlendiren TRTEST Test ve Değerlendirme AŞ, ürünün TRTEST-TSKGK-DLP-01 Kriteri kapsamında uygunluğuna karar verdi.

Misyonlarından biri ordunun "en güvenilir ürünler" ile hizmet vermesini sağlamak olan TRTEST'in uygunluk sertifikasıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde yer almak için en önemli aşamayı geçen HAVELSAN Bariyer, kritik verilerin taşınma veya kopyalanmasının engellenmesi ile dışarıya çıkarılan verilerin güvenliğinin sağlanması ve takip edilmesi gibi hassas veri ve politika yönetimi özelliğini içeriyor.

HAVELSAN Bariyer, gönderilen e-posta içeriklerinin takip edilmesi ve engellenmesi ile ziyaret edilen web sitelerinin takip edilmesi ve engellenmesinin yanı sıra, USB veri taşıma cihazları, USB tak çalıştır cihazlar (Plug and Play) ve akıllı telefonlara kurum verilerinin aktarılmasını engelleme ya da aktarılmasına izin verme seçeneklerini de içinde barındırıyor.

- Türkiye'nin alanında ilk yerli ve milli ürünü

HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, siber güvenlik ve yazılım, KBRN, çevresel, balistik gibi birçok alanda test hizmeti veren TRTEST'in HAVELSAN Bariyer ile ilgili uygunluk sertifikasını değerlendirdi.

Ürününün hem uluslararası hem de ulusal güvenlik ve uygunluk sertifikasyon süreçlerini tamamlayan Türkiye'deki ilk veri sızıntısı önleme ürünü olduğunu belirten Atalay, şöyle konuştu:

- "Ülke sınırlarının korunması gibi"

Atalay, son yıllarda bilgi güvenliğinin ülkelerin milli güvenliğiyle doğrudan ilgili hale gelmeye başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Parmak izi teknolojisini de içinde barındıran HAVELSAN Bariyer, kurumsal verilerin korunması, belirlenen engelleme kurallarına uygun olarak kullanılması, kurum dışına izinsiz çıkmasının veya sızdırılmasının önlenmesi amacıyla geliştirilmiş Türkiye'nin ilk yerli ve milli DLP-veri sızıntısı önleme ürünü. Başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, kritik kurumlarımızın veri güvenliğinin sağlanması için en ideal ürünü ortaya çıkardık. Süreç içinde ürün geliştirme çalışmalarımız devam edecek."
 "Siber güvenliğimiz, adeta ülke sınırlarımızın Mehmetçiklerimiz ve milli silahlarımızla korunması gibidir. Siber dünyada en önemli silahımız, milli siber güvenlik ürünlerimizdir. Ürünlerinizin milli olmadığı yerde, siber güvenliğimizden söz edemeyiz. Bu açıdan HAVELSAN olarak yerli ve milli siber güvenlik ürünlerini geliştirmeyi milli bir görev, bir misyon olarak görüyoruz. HAVELSAN Bariyer de ulusal ve uluslararası tüm kriterleri karşılayan, ülkemizin en önemli milli siber güvenlik ürünü oldu."

- Yüksek Seçim Kurulu kullanmaya başladı

Veri sızıntısı önleme ürünü HAVELSAN Bariyer'in nisan ayında Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) kurulduğu bilgisini veren Atalay, "Ülkemizde seçim işlerinden ve seçimlerin güvenliğinden sorumlu olan en üst düzey kurumumuz YSK'nin HAVELSAN Bariyer'i kullanmaya başlaması, diğer kurumlarımız için de önemli bir referans teşkil edecek. Kamu adına bağımsız ve güvenilir test otoritesi olan TRTEST'in uygunluk sertifikası sonrasında da kurumlarımızdan ürünümüzle ilgili bize ulaşan taleplerinin artacağını düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.


31 Mayıs 2020 Pazar

EasyJet'teki çalınan müşteri bilgilerinde Türkler de var

Milyonlarca müşterisinin bilgisi çalınan havayolu şirketi EasyJet’te veri ihlalinden Türkiye’de yaşayan binlerce kişinin de olduğu ortaya çıktı. KVKK, 17 Ekim 2019 ile 4 Mart 2020 tarihleri arasında gerçekleşen ihlal ile ilgili açıklama yaptı.
Yaklaşık 9 milyon müşterisinin bilgisinin çalındığı ortaya çıkan İngiltere merkezli ucuz havayolu şirketi EasyJet’te yaşanan veri ihlali, Türkiye’ye de sıçradı. Habertürk'ten Necdet Çalışkan'ın haberine göre, sözkonusu siber saldırıdan Türkiye’de yaşayan 6 bin 846 kişinin etkilendiği belirlendi.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) EasyJet Plc şirketinde yaşanan veri ihlali ile ilgili olarak kamuoyu bilgilendirmesi yaptı.

Kurum’un internet sitesinde yayımlanan bildirimde, EasyJet’in KVKK’ye 26 Mayıs 2020 tarihinde konuyla ilgili bir yazı gönderdiği belirtildi.

EasyJet tarafından gönderilen bu yazıda, şu ifadelere yer verildi:

"EasyJet’in üst düzey saldırganlar tarafından gerçekleştirilen ve kişisel verilere erişilmesine yol açan bir bilgi güvenliği sorununa maruz kaldığı,

İhlalin 17.10.2019 ile 04.03.2020 tarihleri arasında gerçekleştiği,

EasyJet’in sistemlerine yetkisiz erişimden ilk olarak 22.01.2020 tarihinde haberdar olduğu, 10.03.2020 tarihinde yolcu rezervasyon bilgilerini elde eden özel üretim bir kötü amaçlı yazılımın tespit edildiği,

20.05.2020 tarihinde saldırıdan etkilenen kişiler arasında 6.846 tanesinin Türkiye’de mukim olduğunun (müşteriler tarafından rezervasyon yapılırken bildirilen fatura adreslerine istinaden) tespit edildiği,

İhlalden Türkiye’de mukim 3 kişinin irtibat bilgileri (adı, soyad ve e-posta adresi),uçuş bilgileri (uçak kalkış tarihi, kalkış noktası, varış noktası ve bilet referansı),işlem bilgileri (işlem tutarı ve cinsi) ve ödeme bilgilerinin (bilet alan kişinin tokenlaştırılmamış düz metin halinde kart numarası, son kullanma tarihi ve cvv bilgisi) etkilendiği, 6843 kişinin ise irtibat bilgileri (adı, soyad ve e-posta adresi),uçuş bilgileri (uçak kalkış tarihi, kalkış noktası, varış noktası ve bilet referansı),işlem bilgilerinin (işlem tutarı ve cinsi) etkilendiği ifade edilmiştir.

Konuya ilişkin inceleme devam etmekle birlikte, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 28.05.2020 tarih ve 2020/443 sayılı Kararı ile söz konusu veri ihlali bildiriminin Kurumun internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmiştir.”

Türkiye'de 3 noktaya uçuyor

EasyJet ise 19 Mayıs'ta yaklaşık 9 milyon yolcusunun bilgilerinin çalındığını açıklamıştı. Şirketten yapılan açıklamada, kullanıcıların e-posta adresleri ile yapmış oldukları seyahatlerin bilgilerinin çalındığı belirtilirken, 2 bin 208 kişinin de kredi kartı bilgilerine erişildiği ifade edilmişti.

Açıklamada, "Güvenlikle ilgili meseleleri çok ciddiye alıyoruz ve güvenliğin daha da artırılması için konuyu araştırmaya devam ediyoruz" denilmişti.

Dünya genelinde 30'dan fazla ülkeye uçuş gerçekleştiren EasyJet'in uçuş noktaları arasında Antalya, İzmir ve Dalaman da yer alıyor.

22 Mayıs 2020 Cuma

Sosyal Medyada Ne Kadar Güvendeyiz?

Sosyal medya hiç tartışmasız hemen hepimizin hayatının vazgeçilmezi oldu. Peki sosyal medyada yaşadığımız teknoloji merkezli iletişimde gerçekten güvende miyiz? Günlük hayatımızda kendimizin ve yakınlarımızın güvenliği hakkında bu kadar endişelenirken, sanal ortamda bu kadar rahat hissetmek neden? Oysa sosyal medyada bizi bekleyen tehlikeler gerçek hayatta bekleyenlerden o kadar da farklı değil.

We Are Social’ın yayınladığı 26 Ocak 2016 tarihli rapora göre, tüm dünyada aktif 2.078 milyar sosyal medya kullanıcısı var. Türkiye’de ise nüfusun %53’ü aktif olarak sosyal medyayı kullanıyor (42 milyon kişi).

Günde ortalama 2.5 saatimizi sosyal medyada geçiriyoruz. 2015 yılına göre sosyal medya kullanımı %5, mobil sosyal medya kullanımı artış gösterdi. Bu artış 2016’da da devam ettiği için 2017 rakamları karşımıza daha da şaşırtıcı çıkacaktır. Türkiye sosyal medya ortamlarında en fazla Facebook’u seviyor, Facebook kullananların %36’sı 20-29, ’u ise 13-19 yaş aralığında. 30-39 yaş aralığındakiler ise %23 oranına sahip. Facebook’u Whatsapp ve Messenger takip ediyor.

Demek ki gerçekten büyük çoğunluğumuz aktif olarak sosyal medyadayız ve bu ortamda en fazla sohbet etmeyi seviyoruz. Yeni insanlarla karşılaşmak, tanışmak, iletişim kurmak için sosyal medyayı kullananların sayısı azımsanmayacak kadar ileri düzeyde, ancak bu kitle maalesef sosyal medyanın bilinçli kullanımına da vâkıf değil.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Neler?
Sevilen yabancı bir TV dizisi olan Dr. House’un ana karakteri, şahsına münhasır doktorun çok sevdiğim bir sözü vardı: “Herkes yalan söyler!” Beyaz cam dediğimiz monitörün arkasından veya bir mobil cihaz klavyesinden yalan söylemek, karşılıklı iletişimde yalan söylemekten çok daha kolay gerçekleştirilebilen bir eylemdir. Sosyal medyada maruz kalacağımız yalan beyanlar ve paylaşımlarla; dezenformasyon, dolandırıcılık, cinsel istismar, kişisel bilgilerin ifşası, özel hayalın gizliliği ihlali, suç niteliği taşıyan hakaret, tahrik vb. muameleler ile karşılaşabiliriz, belki pek çok çoğumuz karşılaşmıştır da.

Karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğu bu başlıklara yaşanmış örnekler bulmak veya bu konularda yapılmış araştırma sonuçlarına bakmak mümkün.

Columbia Üniversitesi ve Fransız Ulusal Enstitüsü’nde Bilgisayar Bilimleri üzerine çalışan araştırmacılar, sosyal medyadaki haberlerin yüzde 59’unun kullanıcılar tarafından tıklanmadan paylaşıldığını bildiriyor. Araştırmanın sonucuna göre sosyal medyada binlerce kez paylaşılan linklerin yansından fazlası kullanıcılar tarafından tıklanmıyor. Bunun psikolojik yorumu, kişilerin tanıdık, eş, dost ve akrabalarına yaranma düşüncesi olabilir. Belki çok daha derin analizi yapılabilir ancak değişmeyen gerçek, bu yolla yalan yanlış bilgilerin çığ gibi büyüyerek yayılabildiği, herhangi bir aşamada doğruluğu sorgulanıp teyit edilmediği için de bir süre sonra kendi sanal gerçekliğini yaratabildiğidir. İşte dezenformasyonun kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Sosyal Medya yoluyla kurulan dolandırıcılık tuzaklarına ilişkin haberlerle hemen her gün karşılaşır olduk. Bazıları planlı ve organize tanışmalar üzerinden yürütülürken bazıları spontane de gelişebiliyor. Bana göre insanlar din, dil, ırk, gelir düzeyi fark etmeksizin sadece ve sadece iki gruba ayrılabilirler: İyi insanlar ve kötü insanlar. Sosyal medyada yer alan kişilikler gerçek hayattaki kişiliğin beyaz cama izdüşümünden başka bir şey değil. Gerçek hayatta nasıl kötü niyetli insanlar varsa sanal dünyada da varlar, karşımızdalar ve zarar veriyorlar. Yine psikoloji biliminden destek almamız gereken bir nokta da şu: Sosyal medyada bize sunulan profillerin, beyanların doğruluğuna tereddütsüz inanmaya gerçek hayatta olduğumuzdan çok daha meyilliyiz, neden? Gerçek hayatta sahte para almamaya gösterdiğimiz özenin yarısını sosyal medyada “Sahte profil olabilir mi?” sorusuna göstersek çok daha az insanın canı yanar kanaatindeyim.

Emniyetten alınan verilere göre cinsel istismar sosyal medya üzerinden işlenen suçlar listesinde ilk sırada ve kurbanların yaş aralığı da büyük oranda çocuk ve gençler. Elbette burada sorulacak ilk soru çocukların sosyal medyada ne işleri olduğu. Bir çocuk 18 yaşına gelinceye dek onu tehlikelere karşı korumak ebeveynlerinin sadece insani ve vicdani değil, aynı zamanda hukuki sorumluluğudur. Ancak eline internete bağlı bir mobil cihaz verilen çocuğun en az iki saat ebeveynlerini “rahat” bırakması karşılığında eve, odaya davet edilen tehlikelerin sayısı da, etki alanı da çok büyük. Çocuklar oyun sitelerinde, sosyal medya hesaplan üzerinden oynanan kitlesel interaktif oyunlarda, diğer oyuncularla yazdı ve hatta görüntülü iletişim kurabiliyorlar. Başa dönüp, herkesin yalan söylediği, üstelik de beyaz camın arkasına saklanarak bunu çok daha rahat yapabildiği gerçeği ışığında, çocuklarımızı bekleyen tehditleri hayal gücünüze bırakıyorum. Bir ebeveyn olarak ben büyük kızıma bir Facebook hesabı açması için çok erken olduğunu, kendisini bekleyen tehlikeleri tahmin bile edemeyeceğini açıklamak için bir sosyal deney gerçekleştirmiştim. Birlikte sahte bir profil oluşturduk, bu profile göre ben 18 yaşında, sarışın renkli gözlü, boylu poslu ve çok iyi liselerden birinde okuyan bir genç kızdım. (Herkes yalan söyler!) Yabancı mankenlerden birinin bir resmini de profil resmi olarak seçmemizi takiben ilk yarım saat içerisinde sadece bir iki açık gruba üyelikle tam 14 tane arkadaşlık teklifi aldım; hatta bir ikisiyle yukarıda açıkladığım profile uygun tarzda sohbet bile ettim. Olayı buluşma evresine taşımadan önce sonlandırdık ve sanıyorum bu deney sonucunda kızım sanal dünya karakterlerinin acımasızca yalan olabileceği konusunda ikna olmuştu. Genç yaş gruplarında çok daha büyük tehlike arz eden bu durum sanmayın ki yetişkinlerin hayatım cehenneme çevirmiyor. Çok sayıda üzücü örneği gazetelerin üçüncü sayfalarında okumak mümkün.

Kişisel bilgilerin ifşası ve özel hayatın gizliliği ihlalini çoğu zaman farkında olarak veya olmayarak kendi kendimize gerçekleştiriyoruz. Tatile giderken evde orta holün ışığını açık bırakıp kapıya ayakkabı terk ederek evde birileri varmış hissiyatı uyandırmaya çalışmaktan, “bugün şuradayız, yarın şu saatte de kesinlikle burada olacağız, hatta şunu yedik ve yanımızda bunlar da vardı” noktasına çok kısa sürede geldiğimizi düşünüyorum. En azından bir nesil bu iki durumu da yaşadı, yaşıyor. Düşünmeden yapılan konum işaretleme hareketleri, iyi bir veri analizcisi elinde hayatınızın desenini oluşturmakla kalmaz, bir sonraki hareketliliğinizin de yüksek doğrulukla tahmin edilebilir olmasını sağlayabilir. Bu bilgiden güvenliğinizi tehdit edecek onlarca farklı olasılık türetebiliriz, bana göre en rahatsız edici senaryolar gasp, adam kaçırma ve haneye tecavüz olabilir.

Öte yandan aktif olarak sosyal medyada fotoğraflarımızı, videolarımızı fütursuzca paylaşırken sosyal medya uygulamalarım elektronik cihazlarımıza kurmak için gereken onay kısımlarını “evet, elbette, onaylıyorum” diyerek son sürat geçtiğimizi unutup arada Jandarma Genel Komutanlığı Sosyal Ağlar Bildirgesi’ne sığınarak ve üstelik bunu Roma hukukuna dayandırarak kendimizi ve kişisel bilgilerimizi güvende tutma çabamızı gerçekten naif buluyorum. Böyle bir bildirge olmadığı gibi, Romalılarda da “ileride internet diye bir şey çıkar, sosyal medya hesapları kurulur, üzerinde kişisel bilgiler paylaşılırsa önlem alalım” vizyonu da herhalde yoktu. Kullanıcıların yaptıkları paylaşımlardan Facebook değil, kullanıcının bizzat kendisi sorumludur ve bu tip paylaşımların hiçbir geçerliliği yoktur.

Bir örnek de Şubat 2017’de bizzat Facebook CEO’su Mark Zuckerberg tarafından açıklanan aylık aktif kullanıcı sayısı 600 milyonu geçmiş Instagram uygulamasından verelim. Popüler paylaşım siteleri kullanıcılar hakkında pek çok bilgiyi ifşa ediyor, gezdiğimiz yerler, anılanınızda biriktirmek istediğimiz olaylar, yemekler, manzaralar farkında olmadan bizi siber suçluların hedef tahtası haline getirebilir. Teknik olarak, metafik adını verdiğimiz özellik ile paylaşılan dijital dosyalar arka planda oluşturulduktan yerin konum bilgisini de taşıyabilirler. Kendiniz, bile isteye konumunuzu işaretlediyseniz sorun yok, fakat “Pazar günü evde kahve keyfi” açıklamasıyla paylaştığınız bir fotoğrafın sizin haberiniz olmadan taşıdığı konum bilgisini, sizin “evde” açıklamanızla birleştirerek ev adresinizin artık ulaşabilir olması sanırım bir sorun. Sosyal paylaşım sitelerinin bir bölümü fotoğraflarda yer alabilecek bilgileri temizliyor ama bazıları bunu yapmıyor.

Suç niteliği taşıyan hakaret, tahrik gibi davranışların dijital dünyadaki adı siberzorbalık tanımı de yeni yaptıranlar üretilmeye ve sanal ortamda derişimin gerçek hayata kıyasla çok daha cüretkâr ve hadsiz olabilmesinin önüne geçmeye çalışılıyor. Yasaların izin verdiği çerçevede olmayan, yüz yüze söyleyemediğiniz şeyleri klavye başında yazarak da zikretmemeniz gerekiyor. Hakaret dijital dünyada da hakaret ve ilgili kanun maddesi yine 5237 saydı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi. Olayın bilişimle ilgili bölümü sadece suçun işlenişi bakımından değişiyor, suçun tanımında ise bir değişiklik yok. Hakaret suçu şikayete bağlı olduğundan, şikayet olmadan bu suçun resen takibi mümkün değil, ancak şikayet edeceğiniz zaman da suçu ispat edebileceğinizden emin olmanız gerekiyor, ispat konusu ise biraz karışık, çünkü sadece ekran görüntüsü veya yazıcı çıktısı çoğu zaman yeterli olmuyor, elektronik ortamda işlenen bir suç için elektronik deliller gerekli.

Ebeveynleri ilgilendireceğini düşündüğüm, sosyal medya kullanımı de ilgili değinmek istediğim son nokta da, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumlan Yönetmeliği’nde disiplin cezası gerektiren davranış ve fiilleri tanımlayan Madde 164’ün 2016 yılı itibariyle “kişilere, arkadaşlarına, okul yöneticilerine, öğretmenlerine ve diğer çalışanlara karşı okul içinde ve dışında sözle, davranışla veya sosyal medya üzerinden hakaret etmek, hakareti paylaşmak, yaymak veya başkalarını bu davranışa kışkırtmak” şeklinde bir güncellemenin yapıldığı. Buna göre, artık Facebook, Twitter ortaöğretim kurumlarında yasal, ancak kullanımı düzenlenmiş. Dolayısıyla, bu tür araçlar üzerinden hakaret suçu işlemek, okuldan 1-5 gün arasında kısa süreli uzaklaştırma cezasını beraberinde getiriyor.

Bütün bu paylaştıklarımdan sosyal medya kullanımının tamamen olumsuz bir durum olduğu sonucu çıksın istemem, tam tersine günümüz koşullarında teknolojiyi ve onun getirdiği farklı derişim kaynaklarım kullanmamak zaman kaybına yol açıyor. Konuya şu bakış açısıyla bakmanızı isterim: Otomobilinizi kullanırken nasıl emniyet kemerinizi takıyor ve trafik kurallarına uyuyorsanız sosyal medyayı kullanırken de sizin ve sevdiklerinizin güvende olabilmesi için, hız limitlerine uyulup emniyet kemerlerinin de takılması gerektiğini vurgulamak istedim. Güvende kalın.

Işıl Yenidoğan



18 Mayıs 2020 Pazartesi

Almanya'da resmi kurumlara WhatsApp kullanmayın uyarısı

Almanya Federal Veri Koruma Komiseri Kelber, tüm devlet kurumlara bir mektup yollayarak federal yetkilileri WhatsApp kullanmama uyarısı yaptı


Alman Handelsblatt gazetesinin haberine göre Federal Veri Koruma Komiseri Ulrich Kelber, tüm devlet kurumlara bir mektup yollayarak federal yetkilileri WhatsApp kullanmama konusunda uyardı.

Facebook’a ait olan WhatsApp’ın federal yetkililer tarafından kullanımının mümkün olmadığını belirten Kelber, “Her seferinde mesaj gönderildiğinde WhatsApp, Facebook tarafından iletilen meta verileri elde ediyor” uyarısında bulundu.

Habere göre Alman yetkili, sonuçta şirketin IP adresine, konum verilerine, akıllı telefon ve işletim sistemi hakkındaki bilgilere veya mesajın gönderildiği tarih ve saat bilgilerine ulaşabileceğini, uzmanların ise bu bilgiye göre iş, mali durum, hobiler ve hastalıklar gibi bilgileri de dahil ederek kullanıcı profili oluşturabileceğini vurguladı.

Diğer yandan gazeteye konuşan bir WhatApp yetkilisi, kullanıcı verilerinin Facebook'a iletilmediğini ifade etti.

“WhatsApp, mesajların varsayılan olarak şifrelenmiş oldukları için onları okuyamaz” diyen yetkili, mesajların sadece birbirileri ile mesajlaşan kişiler tarafından okunabildiğini, WhatsApp, Facebook ya da diğer kişilerin mesajlara erişimi olmadığını sözlerine ekledi.


11 Mayıs 2020 Pazartesi

Tesla’da büyük açık ortaya çıktı

Tesla arabalarındaki medya kontrol ünitelerinde bulunan bir açık ile kullanıcıların kişisel bilgilerinin ve hatta şifrelerinin kolayca ele geçirilebildiği ortaya çıktı. Tesla’nın henüz bu durumdan etkilenen kullanıcıları bilgilendirmediğini ve resmi bir açıklama yapmadığını belirten Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, araçlarını satmak isteyen Tesla sahiplerinin bilgi ve eğlence sistemlerindeki kişisel verilerini manuel olarak silmelerini tavsiye ederken yakın zamanda mevcut araçlarını yeni bilgi ve eğlence sistemleri ile yükselten kullanıcıların ise şifrelerini değiştirmeleri gerektiğini söylüyor.

ŞİFRELER DÜZ METİN OLARAK SAKLANMIŞ

Tesla, müşterilerinin eski arabalarında bulunan medya kontrol ünitelerini yeni üretilen donanımlarla değiştirebilmesine izin veriyor. Ancak beyaz şapkalı hacker grubu GreenTheOnly tarafından ulaşılan bulgulara göre Tesla, kullanıcıların bu donanımlar üzerindeki kişisel bilgilerini korumak için fazla çaba göstermiyor. eBay’den satın alınan dört eski Tesla medya kontrol ünitesinde, şifreler ve yer bilgileri dahil olmak üzere eski kullanıcılarının birçok kişisel bilgisine ulaşılabildiği görüldü.

Normal araçlarda bulunan bilgi ve eğlence sistemleri telefon numaralarını, ses dosyalarını ve adresleri kayıt altında tutabilirken, Tesla bileşenleri Netflix ve Spotify gibi platformlara da erişim sağlıyor. TheGreenOnly bazı sistemlerde Netflix hesap sahibinin hesabına erişmek için kullanılabilecek çerezler bulurken, bazılarında depolanmış Gmail çerezlerine, WiFi şifrelerine ve düz metin halindeki Spotify şifrelerine rastladı. Alev Akkoyunlu’ya göre bu çerezler, hesaba erişim için hackerlerin işlerini oldukça kolaylaştırıyor. Erişilen bilgiler arasında güncel takvimler, arama geçmişi ve telefon rehberi de yer alıyor.

ARACINIZI YÜKSELTİRKEN BİLGİLERİNİZİN SİLİNDİĞİNDEN EMİN OLUN

Dolayısıyla Tesla arabasının bilgisayar donanımını yakın zamanda yükselten kullanıcıların kişisel bilgilerinin, eBay’de satılıyor olabileceğini belirten Akkoyunlu, “Bu nedenle hesapların gözden geçirilmesi ve kullanılan benzer tüm şifrelerin değiştirilmesi gerekiyor.” ifadelerinde bulunuyor.

Araçlarını satmak isteyen Tesla sahiplerinin ise bilgi-eğlence sistemlerindeki kişisel verileri manuel olarak silmelerini tavsiye eden Alev Akkoyunlu, “Araçlarını yeni bir donanımla yükseltmek isteyenler ise, servis merkezlerinin donanımı uygun bir şekilde uyguladığından emin olmalı ve mevcut bilgilerin silinip silinmediğini kontrol etmeli” uyarısında bulunuyor.

29 Nisan 2020 Çarşamba

WhatsApp: İsrailli şirket yüzlerce kullanıcının telefonunu hackledi

Mesajlaşma ve arama uygulaması WhatsApp, İsrailli siber güvenlik şirketi NSO Group'a aralarında insan hakları aktivistleri, siyasi muhalifler ve diplomatların da bulunduğu bin 400 kişinin telefonunu hacklemek için ABD sunucularını kullandığını duyurdu.

The Guardian'ın haberine göre, yapılan bu açıklama geçtiğimiz yıl NSO Group’a, şirketin mesajlaşma hizmetini geniş kapsamlı casusluk için kullandığı gerekçesiyle açılan dava kapsamında yapıldı.

Dava dilekçesinde, NSO Group’un WhatsApp üzerinden 20 ülkede aralarında gazeteci ve insan hakları aktivistlerinin de bulunduğu bin 400'den fazla kişiyi izlediği öne sürüldü.

Mahkemeye sunulan yeni dosyalarda, İsrailli şirketin, dünya çapında düzinelerce gazeteci ve muhalif ismin telefonunu hacklemesi dahil olmak üzere, uygulamada meydana gelen ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu kaydedildi.

NSO Group’tan yapılan açıklamada, “Ürünlerimiz terörizmi durdurmak, şiddet içeren suçları azaltmak ve hayat kurtarmak için kullanılıyor" ifadeleri kullanıldı.


28 Nisan 2020 Salı

Binlerce öğretmenin kişisel bilgileri 'Zoom'landı

İstanbul'da 'Kendini Geliştir Geleceği Değiştir' adlı proje kapsamında 'Strateji Üsküdar' programına katılan öğretmenlerin kişisel verileri hack'lendi. Eğitimin görüntülü konuşma programı 'Zoom' üzerinden gerçekleştirileceği ilan edilmişti.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin kişisel verilerinin çalındığını doğrularken, Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) soruşturma başlattığını açıkladı.

MEB’den sozcu.com.tr‘ye yapılan açıklamada “BTK bünyesindeki Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi programa hacker saldırısını 13 Nisan’da tespit etti. Bakanlığımız, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı da konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Sorumlular hakkında da soruşturma açıldı” ifadelerine yer verildi.

Sanal korsanlık skandalı kapsamında 4 bin 552 öğretmenin ad/soyad, kimlik numarası ve e-posta adresinin de yer aldığı iletişim bilgileri www.readtiger.com adlı sitede yayınlandı.

MEB, hacker saldırısının ilk belirlemelere göre Üskürdar’daki program bazında gerçekleştiğini ve genele yayılmadığını açıkladı.

PROGRAMDA 67 SEMİNER, 95 ATÖLYE VAR

Programa 17 üniversiteden çok sayıda profesör ve doçent düzeyinde akademisyen ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri konuşmacı olarak katılmıştı. Program süresinde öğretmenlerin 162 eğitim alacağı duyurulmuştu. Proje 67 seminer ve 95 atölyeden oluşuyordu.

Öğretmenler kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlaması amaçlanan şu etkinlikleri kendi isteklerine göre tercih etti:

Etkili İletişim, İrade Eğitimi, Mandala Atölyesi, Ritim Atölyesi, Kodlama, Masal Anlatıcılığı, STEM ve Arduino Eğitimi, Enneagram 9 Tip Mizaç Modeli, Stres Yönetimi, Uygulamalı Fotoğrafçılık Eğitimi, Masal Anlatıcılığı, Doğa Oyunları.

MÜDÜR SİNGAPUR’DA GÖRMÜŞ

Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın programın açılışında her meslekte yetişmenin esas olduğunu belirterek, “Öğretmenlik olunca bunun anlamı çok daha büyüktür. Zira insan, insanın gölgesinde yetişir. Öğretmenlik mesleğinde usta-çırak ilişkisi hayati ehemmiyetlidir” demişti.

Sinan Aydın bu programı hazırlama gerekçesini şu sözlerle aktarmıştı:

* 4-5 ay kadar önce bir eğitim gezisi vesilesiyle Singapur’da bulunduk. Singapur’da her öğretmen her yıl 100 saat keyfiyyetli hizmet içi eğitim semineri almak zorunda.

* Biz de hizmet içi eğitim semineri Antalya’ya gidip gelmek, orada otellerde biraz istirahat etmek gibi algılanıyor. Müsteşar yardımcımızın ifadesine göre, bütçesinin yüzde 90’ı yol ve konaklama giderlerine ayrılıyor, yüzde 10’u eğitimci giderlerine ayrılıyor.