4 Ekim 2021 Pazartesi

1,5 milyar Facebook kullanıcısının verileri satışa çıkarıldı

 Bir hacker forumunda, 1,5 milyar Facebook kullanıcısının bilgilerinin satışa çıkarıldığı öğrenildi



Bir "hacker" (bilgisayar korsanı) forumunda 1,5 milyar Facebook kullanıcısının verilerinin ele geçirildiği iddia edildikten kısa süre sonra bu veriler satılığa çıktı. 1 milyonunu 5 bin dolara satan bilgisayar korsanının sunduğu örnek veriler, bahsi geçen hesap verilerinin gerçek olduğuna işaret ediyor.

 

Ele geçirildiği iddia edilen kişisel veriler, isim, soy isim, e-posta adresi, konum, cinsiyet, telefon numarası ve kullanıcı adı şeklinde belirtiliyor.

 

Facebook ve bünyesi altındaki Instagram ve WhatsApp’a 4 Ekim akşamından beri erişilemiyor. Yetkililer sorunu çözmeye çalışırken sorunun kökeniyle alakalı birçok iddia orataya atılıyor. Yeni gün yüzüne çıkan bilgilere göre bir hacker forum sitesinde 1,5 milyar Facebook kullanıcısının verilerinin ele geçirildiğine dair bir gönderi paylaşıldı. Bu paylaşım eylül sonunda yapıldı. Şimdi ise sitedeki iddiaya göre bu veriler satışta.

 

Ancak bunun sitelerin çökmesiyle arasındaki bağlantı olup olmadığı şimdilik bilinmiyor.


Tarihin en büyük Facebook veri sızıntısı


Forumdaki bilgiye göre halihazırda 2,89 milyar kullanıcıya sahip olan Facebook, büyük bir sızıntıya maruz kaldı. Bilgisayar korsanı, 1,5 milyar Facebook hesabının birçok türde verisini elinde tuttuğunu iddia etti. Böylesine büyük bir veri hırsızlığı ise kolayca tarihin en büyük Facebook veri sızıntısı olarak kaydedilmiş durumda. 


1 milyon kullanıcıya ait veriler 5 bin dolara satılıyor


Bilgisayar korsanının sattığı verilerin potansiyel alıcıları, usulsüz reklamcılar ve siber suçlular. Bu kişiler ister 1,5 milyar kişinin kullanıcı verilerini topluca alma, ister belli miktarda kullanıcı verisi alma opsiyonuna sahip. Hacker, 1 milyon kullanıcıya ait verileri 5 bin dolara satıyor. Sunulan örnek veriler ise verilerin kopya olmadığına ve gerçek olduğuna işaret ediyor.


Kaynak:

https://www.teknolojigundem.com/haber/15-milyar-facebook-kullanicisinin-verileri-satisa-cikarildi/1606934


Instagram, Facebook ve WhatsApp aynı anda çöktü

 Kullanıcı raporlarını derleyen Downdetector'un bildirdiğine göre, aynı şirket bünyesinde faaliyet gösteren WhatsApp, İnstagram ve Facebook'a erişimde sorun yaşanıyor.



Milyonlarca kullanıcı, anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Messenger,Facebook ve fotoğraf paylaşma uygulaması Instagram’a erişim sağlayamıyor.


Whatsapp'ı kullanmak isteyenler, “Bağlanıyor” yazısıyla karşılaşıyor. Ancak mesajlar iletilmiyor, yeni mesajlar alınmıyor.


Masaüstü bilgisayarlarda ise uygulamayı kullanmak isteyenler, “Bağlı değil” uyarısıyla karşılaşıyor.


Instagram ve Facebook'a da bağlanılamıyor.


Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, "Facebook ve Instagram servislerinde dünya genelinde erişim sorunu yaşanmakta olup, global kaynaklı sorundan ülkemizdeki kullanıcılar da kısmen etkilenmektedir"dedi.


WHATSAPP’TAN İLK AÇIKLAMA


Yaşanan erişim sorunuyla ilgili WhatsApp’tan yapılan ilk açıklamada, “Bazı kişilerin şu anda WhatsApp ile ilgili sorunlar yaşadığının farkındayız. İşleri normale döndürmek için çalışıyoruz ve mümkün olan en kısa sürede güncelleyeceğiz. Sabrınız için teşekkürler!” denildi.


FACEBOOK'TAN AÇIKLAMA


Her üç sosyal medya platformunu da çatısında barındıran Facebook'un İletişim Direktörü Andy Stone, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Uygulamalarımız ve ürünlerimize erişimde bir sorun olduğunun farkındayız. Mümkün olan en kısa sürede her şeyin normale dönmesi için çalışıyoruz, verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz." ifadesini kullandı.


Stone, söz konusu uygulamalara hangi ülkelerde erişim sorunu yaşandığına ilişkin detay paylaşmadı.


INSTAGRAM: BİZİMLE KALIN


WhatsApp'ın ardından Instagram da erişim sorununa ilişkin Twitter'dan açıklama yaparak, "Instagram ve arkadaşlar şu anda biraz zor zamanlar geçiriyor, bizimle kalın" dedi.


BAKANLIKTAN İKİNCİ AÇIKLAMA


Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı konu üzerine bir açıklama daha yaptı. Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, "Bu mecralarda sıkça yaşanan kesintiler, tüketici hakları yönünden yeni bir düzenleme ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bu tür sorunlar, yerli ve milli mesajlaşma uygulamalarımızın önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Tüm vatandaşlarımızı yerli ve milli uygulamalarımızı kullanmaya davet ediyorum" dedi.


"ÇALIŞANLAR OFİSE GİREMİYOR" İDDİASI


New York Times gazetesinin teknoloji muhabiri Sheera Frenkel, Twitter’dan yaptığı paylaşımda telefonda görüştüğü bazı Facebook çalışanlarının uygulamadaki kesintinin boyutlarını değerlendirmek üzere ofislerine giremediklerini çünkü giriş kartlarının çalışmadığını söylediklerini aktardı.


Kaynak:

https://www.teknolojigundem.com/haber/instagram-facebook-ve-whatsapp-ayni-anda-coktu/1606906


15 Eylül 2021 Çarşamba

BTK'dan öğrencilere 4 uyarı: Adresinizi sosyal medyada paylaşmayın

 Okullarına yeniden kavuşan öğrencileri tehlikeli sosyal ağlardan korumak için liste hazırlayan BTK, “Okul adresinizi paylaşmayın, tanımadığınız kişilerin arkadaşlık teklifini kabul etmeyin, profilinizi herkese açmayın” uyarısında bulundu.



Okulların açılmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci ders başı yaptı. Yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması, sosyal medya platformlarında gençleri bekleyen tehlikeleri de gündeme getirdi.Akşam'dan Yelda Gökdağ'ın haberine göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bu tehlikelere karşı öğrencilerin kendilerini koruması için kurallar listesi hazırladı:


BİLGİLERİ PAYLAŞMAYIN: Kişisel bilgilerinizi herkesle paylaşmamanızı tavsiye ederiz. Bunlar telefon numaranız; ev, okul ve iş adresiniz, doğum gününüz, yaşınız; T.C. kimlik numaranız, e-mail adresiniz...


YABANCILARA KAPANIN: Gönderilerinizi, ailenizle ilgili bilgilerinizi, ilişki durumunuzu, ilgilendiklerinizi, dini inanç ve siyasi görüşünüzü, bulunduğunuz yeri, size ait fotoğraf ve videolarınızı yabancılara kapatın."


TANIMADIĞINIZI REDDEDİN: Tanımadığınız kişilerin arkadaşlık teklifini reddedin.


GÜÇLÜ ŞİFRE YAPIN: Güçlü şifreler oluşturun ve bu şifreleri kimseyle paylaşmayın. Hesabınızı ele geçirirlerse sizin adınıza arkadaşlarınıza mesaj gönderebilirler. Profilinizde istemediğiniz şeyleri paylaşabilirler. Profil resim ve ayarlarınızı değiştirebilirler. Profilinizi kullanan arkadaşınız olur, sorumlu ise siz."


8 Eylül 2021 Çarşamba

Müstehcen çocuk videoları indirdiğini ABD tespit etti

 Ankara'da evli ve bir çocuk babası M.B.'nin cep telefonundan sık sık yasaklı sitelere girdiği ve cinsel içerikli çocuk videoları indirdiği, ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi'nce (NCMEC) tespit edildi. M.B.'ye 2 yıl hapis cezası verildi.

ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC), evli ve bir çocuk babası olan 43 yaşındaki M.B.'nin cep telefonundan sık sık yasaklı sitelere girdiği ve cinsel içerikli çocuk videoları indirdiğini tespit etti.


M.B. hakkında NCMEC tarafından hazırlanan 'Bilişim yoluyla çocuğun cinsel istismarı' raporu, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na gönderildi. IP sorgulamasında adresi tespit edilen ve cep telefonunda cinsel içerikli çocuk videoları bulunan M.B. hakkında soruşturma başlatıldı. M.B. hakkında, Ankara Batı Adliyesi 10. Ceza Mahkemesi'nde 'çocukların kullanıldığı müstehcen yayınları ülkeye sokmak, çoğaltmak, satmak, nakletmek ve ihraç etmek' suçundan dava açıldı.


‘Psikolojik sorunlarım vardı’


M.B., mahkemedeki savunmasında psikolojik sorunları olduğunu ileri sürerek, videoları izlediğini ve daha sonra pişman olduğunu söyledi:


"O tarihte psikolojik sorunlarım vardı. Bu görüntüleri izleyip sonrasında da siliyordum. Çok pişmanım, yaptığım şey çok iğrenç. Daha önce de pişman oldum, umreye gittim sonrasında yine bu tarz görüntülere bakıp siliyordum. Şu anda çok pişmanım, psikiyatriye gittim. 2-3 yıl kadar önce telefonuma bir link geldi. Bu linki tıkladığımda beni söz konusu müstehcen görüntülere yönlendirdi. Ben de o tarihten sonra ara ara söz konusu siteye girerek çocukların kullanıldığı cinsel içerikli fotoğraf ve videolara baktım. İndirdiğim videoları da daha sonra siliyordum. Yapmış olduğum bu kötü davranıştan dolayı çok pişmanım.”

Yaklaşık 1 yıl süren yargılama sonunda M.B.'ye 2 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası verildi.


Sanık hakkında yasal ya da takdiri artırım ve indirim uygulanmazken, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya ertelenmesine yer olmadığı kararı verildi.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/mustehcen-cocuk-videolari-indirdigini-abd-tespit-etti/1599843


Yandex, Rus internet ağı tarihindeki en büyük DDoS saldırısına uğradı

 Rus arama motoru Yandex'in Rus internet ağı (Runet) tarihindeki en büyük DDoS saldırısına maruz kaldığı belirtildi.



Vedomosti gazetesine konuşan Yandex'ten üst düzey bir kaynak, geçen hafta sonu şirketin sunucularına Rus internet ağı tarihindeki en büyük DDoS saldırısının düzenlendiğini söyledi.


Gazete, siber saldırının rekor büyüklüğe sahip olduğunun siber saldırıları püskürtme konusunda uzmanlaşan ve Yandex ile işbirliği yapan ABD'li Cloudflare şirketi tarafından doğrulandığını kaydetti.


Yandex'ten bir başka kaynak, saldırıyı doğruladı ve bu hafta da devam ettiğini belirtti.


Kaynak, "Yüklenicilerle birlikte soruşturma yürütüyoruz. Ülke çapında altyapıya yönelik bir tehdit söz konusu" dedi.


Yandex'in basın sözcüsü de, saldırının Yandex hizmetlerini etkilemediğini ve kullanıcı verilerinin zarar görmediğini vurguladı.


Kaynak:

https://www.teknolojigundem.com/haber/yandex-rus-internet-agi-tarihindeki-en-buyuk-ddos-saldirisina-ugradi/1599884


28 Ağustos 2021 Cumartesi

T-Mobile'a sızan hacker Türkiye'de yaşıyor

 ABD'nin en büyük telekomünikasyon şirketlerinden T-Mobile geçtiğimiz günlerde hacklemişti. 50 milyondan fazla kişinin verilerine ulaşan hackerın Türkiye'de yaşadığı ortaya çıktı

T-Mobile’ı hackleyen isim Wall Street Journal’a konuştu. 21 yaşındaki Amerikalı John Binns, birkaç sene önce yerleştiği Türkiye’de yaşadığını ifade etti.

Bu ay başında 50 milyondan fazla kişiyi ve verilerini etkileyen T-Mobile hacklenmesinin arkasında olduğunu iddia eden Binns, güvenliği nasıl aştığının detaylarını anlattı.

Herkesin erişebileceği yazılımlarla, internet üzerinde güvenliği sınırlı bir router yani yönlendirici tespit ettiğini ve bunun da T-Mobile’a ulaştığını ifade eden Binns, “Panikledim, çünkü büyük bir şeye ulaştığımı anlamıştım” diyerek Wall Strett Journal’ın Telegram hattı üzerinden soruları yanıtladı.

“Güvenlik gerçekten çok kötü” diyen Binns, “Genel olarak ses getirmek istedim” diyerek verileri satıp satmadığına dair bir yorum yapmadı.

T-Mobile’ın hacklenmesi Seattle’da yer alan FBI ekipleri tarafından takip ediliyor.

T-Mobile son iki sene içerisinde toplamda 3 kez ciddi veri güvenliği problemleri yaşadı. T-Mobile’ın Amerika’da yaklaşık 90 milyon mobil hesabın verileri bulunuyor.

Kaynak:
http://www.psmmag.com/haber/t-mobilea-sizan-hacker-turkiyede-yasiyor/1530343


16 Temmuz 2021 Cuma

Microsoft: Türkiye'yi hedef alan İsrail merkezli casus yazılımı engelledik

 Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan ABD merkezli Microsoft bir açıklama yaparak, İsrail merkezli bir hacker şirketinin kullandığı casus yazılımı engellediklerini duyurdu.



Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan ABD merkezli Microsoft bir açıklama yaparak, İsrail merkezli bir hacker şirketinin kullandığı casus yazılımı engellediklerini duyurdu.


Yapılan açıklamada bu yazılımın dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce siyasetçiyi, insan hakları aktivistini, gazeteciyi, akademisyeni izlediklerini açıklayan Microsoft, Toronto Üniveristesi bünyesindeki kuruluş Citizen Lab ile birlikte çalıştıklarının da altını çizdi. Şirket, hacker grubunun Candiru adı da dahil olmak üzere farklı isimlerle tanındığını aktardı.


KİMLERİN HEDEF ALINDIĞI AÇIKLANMADI


Bir yazılım güncellemesiyle casus yazılımın engellendiğini aktaran Microsoft, “Filistin, İsrail, İran, Lübnan, Yemen, İspanya, Birleşik Krallık, Türkiye, Ermenistan ve Singapur’da bazı hedeflere saldırdılar” ifadesine yer verdi. Şirket özel olarak kimlerin hedefe alındığını ise açıklamadı.


Candiru’nun casus yazılımının Uluslararası Af Örgütü ve Black Lives Matter (Siyah Yaşamlar Önemlidir) gibi kuruluşların internet sitelerini kullandığı ve bunların arkasına gizlendiği belirtildi. Microsoft ve Citizen Lab’in yaptığı araştırmaya göre bu tür siber saldırı sistemlerinin hükümetlere ve güvenlik güçlerine satıldığı ve bunun hiç saydam olmadığı aktarıldı.


16 MİLYON EUROYA 10 CİHAZI İZLİYORLAR


Microsoft’un resmi blogunda yayınlanan makalede, “Bazı baskıcı hükümetler bunları masum siviller üzerinde kullanıyor. Özel sektördeki şirketlerin siber silah geliştirip bunu satması insanlar, işletmeler ve her boyuttaki hükümetler için çok tehlikeli” ifadesi kullanıldı.


Yapılan araştırmada ise Candiru’nun nasıl çalıştığı belirtildi. İncelemeler sonucunda Candiru, 16 milyon euro karşılığında müşterinin istediği herhangi bir ülkedeki 10 farklı cihazı takip etme teklifini sunuyor. Ekstra 5.5 milyon euro ödenmesi durumunda ise 5 farklı ülkedeki ekstra 25 cihazı da takip edebiliyor.


Yapılan açıklamada Candiru’nun mobil cihazları, bilgisayarları ve bulut depolama sistemleri hedef aldığı belirtildi.


Kaynak:

https://www.teknolojigundem.com/haber/microsoft-turkiyeyi-hedef-alan-israil-merkezli-casus-yazilimi-engelledik/1586512


15 Temmuz 2021 Perşembe

Sosyal medyada herkese açık verilere dikkat!

 Sosyal medya hackerlarının eğlence için kullanıcı verilerini çaldığı dünyası: Açık verileri çalmak suç mu? Çalınan veriler nasıl kullanılabilir?



Sosyal medya profil sayfanızda hangi kişisel bilgilerinizi paylaşıyorsunuz?


İsminiz, yaşadığınız, yer ya da yaşınızı mı?


Yoksa işiniz, medeni durumunuz ve profil fotoğrafınızı mı?


Kullanıcıların paylaşma konusunda rahat hissettiği özel bilgiler, kişiden kişiye değişiyor.


Çoğu insan, herkese açık olan profil sayfalarının aynı zamanda kamu malı sayıldığını kabul etmiş durumda.Peki bütün bilgilerinizin bir hacker ya da bilgisayar korsanı tarafından listelenerek milyonlarca kullanıcının verilerinden oluşan devasa bir veri tabanına konduğunu, ardından en çok para ödemeyi kabul eden siber suçluya satıldığını öğrenseniz ne hissederdiniz?


Geçen ay dünyanın dört bir yanından 700 milyon Linkedln kullanıcısının veri tabanını "eğlence olsun diye" toplayan ve kendisine 'Tom Liner' lakabını takan bir bilgisayar korsanı tam da bunu yapmıştı. Bu verileri daha sonra yaklaşık 5 biner dolara sattı.


Bu ve benzer olaylara, sosyal medyada 'veri kazıma' adı veriliyor.

Kamuya açık olarak paylaştığımız profillerimizdeki temel bilgilerin daha iyi korunmasının gerekip gerekmediği konusu tartışmalara yol açıyor.


Geçtiğimiz ay 'Tom Liner' lakaplı bir bilgisayar korsanı meşhur bir hacker forumunda LinkedIn kullanıcıları ile ilgili şu mesajı paylaştı:


"Selam, elimde 2021'e ait 700 milyon kayıt var."


Bu paylaşımda, hem milyonlarca verinin bir kopyasına ait bir link, hem de başka bilgisayar korsanlarının doğrudan ona ulaşıp, bu veri tabanı için teklif verebileceği bir davet vardı.


Mutlu müşteriler


Bilgisayar korsanlarının dünyasında bu verilerin satışa açılması elbette büyük tartışma yarattı.


Tom lakaplı bu bilgisayar korsanı elindeki çalıntı verileri, 'birçok' mutlu müşteriye yaklaşık 5 bin dolara sattığını söylüyor.


Müşterilerinin kim olduğunu ve neden bu bilgileri satın almak istediğini anlatmasa da, daha ileri düzeyde ve kötü niyetli bilgisayar korsanlığı için verilerin kullanılıyor olabileceği yorumunu yapıyor.


Bu gelişme sonrası, siber güvenlik ve gizlilik uzmanları, büyük çaplı veri 'kazıma' olaylarının yaygınlaşacağı kaygılarında haklı çıkığ çıkmayacaklarını araştırıyor.


Bilgisayar korsanları, söz konusu veri tabanlarını internette sunucularına ya da sosyal ağ internet sitelerine sızarak değil, kullanıcılar hakkında özgürce ulaşabildikleri her ne bilgi varsa, bunları çeşitli platformların kamuya açık yüzünü otomatik programlarla kazarak üretiyorlar.


Teoride bu verilerin çoğunluğu, basitçe kullanıcıların kişisel sosyal medya profilleri açıldıktan sonra, bazı bilgiler seçilip toplanarak da oluşturulabilir. Ki bunca veriyi böyle bir yöntemle toplamak ise yüzyıllar alır.

Bu yıl yaşanan büyük veri hırsızlığı ya da 'kazıma' olayları ise şu şekilde:


- Nisan'da bir bilgisayar korsanı 500 milyona yakın kişisel bilgiden oluşan başka bir veri tabanı 'kazıdı'


- Aynı haftada bir başka bilgisayar korsanı Clubhouse'dan 1.3 milyona yakın profilden çaldıklarından oluşturduğu veri tabanını bir forumda bedavaya paylaştı


- Yine Nisan ayında 533 milyon Facebook kullanıcısının kişisel bilgileri, eski ve yeni çalıntı veriler kullanılarak toplandı ve bir hacker forumunda bağış karşılığında paylaşıldıFacebook'a yönelik bu son siber saldırının başrolünde, bilgisayar korsanı 'Tom Liner' vardı.


'Çok karmaşık bir iş'


Tom, 700 milyonluk LinkedIn veri tabanını oluştururken, daha önce bir Facebook listesi yaratırken başvurduğu yöntemin "neredeyse tamamen aynısını" kullanmış.


Sürecin birkaç ay sürdüğünü söyleyen Tom, "Çok karmaşık bir işti. LinkedIn'in API'ını (uygulama programlama ara yüzü) hacklemem gerekti. Bir kerede çok fazla kullanıcı verisi talep edersen sistem sana yasak getiriyor" diyor.


Sosyal ağların çoğu bazı şirketler ile, pazarlama ya da uygulama geliştirme amacıyla platformlarına erişmeleri için API ortaklığı yapıyor.


Bunu keşfeden siber güvenlik sitesi PrivacySharks, veri tabanının paylaşılan bedava kopyasını incelediğinde, çok sayıda isim, e-mail adresi, cinsiyet, telefon numarası gibi bilgilerle karşılaştı.


'Veri ihlali yok'


LinkedIn yetkililerine göre, şirketin elindeki kanıtlar Tom Liner'ın API'larını kullanmadığını gösteriyor.


Şirketin açıklamasında "LinkedIn'den ve diğer kaynaklardan alınan bilgiler kazınarak" bu veri tabanının oluşturulduğu belirtilirken, "Bu, LinkedIn'in veri ihlali değildir ve LinkedIn üyelerine ait hiçbir özel bilgi ifşa edilmemiştir. LinkedIn'den veri kazımak ise bizim Hizmet Kullanım Şartlarımız'ın bir ihlalidir ve üyelerimizin gizliliğinin korunması için sürekli olarak çalışmayı sürdürüyoruz" ifadeleri yer aldı.


Nisan ayında benzer bir olayla sarsılan Facebook da, meseleyi bir veri kazıma olayı olarak niteleyerek konuyu kapamıştı.


Ancak bilgisayar korsanlarının bu veri tabanlarından ciddi paralar kazanıyor olması bazı siber güvenlik uzmanlarını kaygılandırıyor.

'Karmaşık bilgiler çalındı'


SOS Intelligence şirketinin kurucusu ve CEO'su Amir Hadzipasic gece gündüz hacker forumlarını tarıyor. Amir Hadzipasic ve ekibi, 700 milyonluk LinkedIn veri tabanının çalınıp açık artırmaya çıkarıldığını duyar duymaz, söz konusu verilerin analizini yapmaya girişmiş.


Hadzipasic, "Bu gibi büyük çaplı sızıntılar, coğrafik konum ve özel telefon numarası ya da e-mail adresleri gibi karmaşık bilgileri içermeleri nedeniyle kaygı yaratıyor. API zenginleştirme hizmetlerinin sunduğu bilgilerin miktarı birçok kişi için şaşırtıcıydı" diyor.


LinkedIn verilerini satın alan bilgisayar korsanlarının büyük ihtimalle bu bilgileri şirket patronları gibi üst düzey profilleri hedef almak için kullanacağı yorumunu yapan Hadzipasic, veri tabanındaki çok sayıda e-mail adresinin de e-mail üzerinden toplu kimlik hırsızlığı yapmak için kullanabileceğini ekliyor.


'Veriler halka açık'


Çalışmalarının büyük bölümünü hacklenen veri tabanlarındaki içerikleri incelemeye ayıran siber güvenlik uzmanı Troy Hunt, bu kazıma olaylarından o kadar da kaygılı değil.


İnternet sitesi haveibeenpwned.com üzerinden çalışmalarını yürüten Hunt, bu olayları halka açık profillerin paylaşılmasının bir sonucu olarak kabul etmemiz gerektiği görüşünde.


"Yaşanan olaylar kesinlikle veri ihlali kapsamında değil. Bu verilerin çoğu zaten herkese açık" diyen Hunt, sözlerine şöyle devam ediyor:


Bu vakaların her biri için sorulması gereken, verilerden ne kadarının kullanıcının isteği üzerine herkesin erişimine açık olduğu ve ne kadarının erişime açık olmasının beklentilerin ötesine geçtiği.

Tory Hunt da, Amir Hadzipasic'in sosyal ağların API programları üzerindeki denetim mekanizmalarını geliştirmesi gerektiği, bu olayların üstünün örtülemeyeceği konusundaki görüşüne katılıyor.


Hunt, "Facebook ve diğer platformların duruşuna karşı çıkmıyorum. Ancak teknik olarak belki doğru olsa bile, yaşanan olaylara 'burada bir sorun yok' yanıtını vermekle, bu kullanıcı verilerinin ne kadar değerli olduğu konusunu atladıklarını ve belki de bu veri tabanlarının yaratılmasında oynadıkları rolü önemsiz gösterdiklerini düşünüyorum" diyor.


Eylemleri nedeniyle, sosyal medya ağları Tom'a fikri mülkiyet hırsızlığı ya da telif hakkı ihlalinden dava açabilir.



14 Temmuz 2021 Çarşamba

Siber güvenlik sektöründe yıllık 62 bin euro maaşlı bir işe nasıl girilir?

 Dünya genelinde siber güvenlik alanında çalışacak işçi açığı oldukça yüksek bir seviyede. Peki yıllık maaşları 62 bin euro (636 bin TL) civarında olan bu sektöre nasıl girilebilir? BBC'den John P. Mello Jnr. sektörün önde gelen isimlerine sordu.



Oscar Anaya'nın ilk başarılı hacklemelerinden biri, 11 yaşında kız kardeşiyle paylaştığı bilgisayarında olmuş. "Kardeşim ilginç bir oyun oynuyordu ve benim oynamamı istemiyordu. Bu yüzden oyuna şifre koymuştu" diyor.


Pes etmeyen Anaya, bilgisayarı pek çok defa üst üste açıp kapatarak Windows XP'nin Güvenli Mod'da açılmasını sağlamış.


"Bu sayede yönetici şifresiyle giriş yapıp programa koyulan şifreyi kaldırdım. Kardeşim eve geldiğinde çok şaşırmış, bunu nasıl başardığımı anlayamamıştı" diye anlatıyor.


Bu hackleme Anaya'nın bilgi teknolojileri (IT) sektöründe siber güvenlik uzmanı olarak çalışmasıyla sonuçlanan yolun ilk taşını döşemiş.


Bu, müzik prodüktörlüğünden güvenlik alarmı takmaya ve son olarak da program hacklemeye kadar giden bir yol olmuş.


"Her şeye 'Bu amacı dışında nasıl kullanılabilir' gözüyle bakarım. Dijital dünyada da bir şeyleri amaçlandığı şekilden farklı olarak kullanmak hackerlığın temelidir" diyor.


Siber güvenlik alanında çalışmanın hayalini kursa da, eşi onu bu konuda cesaretlendirene kadar bunu imkansız bir hayal olarak görüyormuş.


Fakat 2019'da IBM'in bir eğitim programına katıldıktan sonra şirketin X-Force Red adlı donanım hackleme ekibine katılmış.


Yeni işi, donanımları hacklemeye çalışarak zayıf noktalarını tespit etmek.


Araya'nın hikayesi farklı sektörlerden gelen insanların siber güvenlik sektöründe iş bulabileceğinin bir örneği.


Bu, maaşların iyi olduğu bir sektör. (ISC)'ye göre 2019'da bu sektörde 4 milyon çalışan açığı vardı. Bu, bir sonraki yıl 3,1 milyona düşse de devam ediyor.


ABD merkezli danışmanlık şirketi Automation Workz'ün kurucusu ve yöneticisi olan Ida Byrd-Hill "Bu çok büyük bir sektör. Bütün bu siber saldırılar ve veri sızdırmalar, siber güvenlik çalışanlarına ne kadar ihtiyaç olduğunu gösteriyor" diye anlatıyor.


(ISC)² yöneticisi Clar Rosso da "Şirketlerin aradıkları özellikler değişmeye başlıyor. Siber güvenlik alanındaki yetenek eksikliğinin farkına varan şirketler kimi işe alacakları konusunda daha farklı düşünmeye başladı" diyor ve ekliyor:


"Siber güvenlik çalışanlarına teknik bilgilerin sonradan da öğretilebileceğini, o yüzden teknik bilgiler dışındaki şeylerin daha önemli olduğunu düşünüyorlar. Bunlar analitik ve eleştirel düşünebilme, problem çözebilme, birey ve takım olarak iyi çalışabilme gibi yetenekler."


Rosso, yakın zamanda yapılan bir araştırmanın, siber güvenlik çalışanlarının yarısının IT veya bilgisayar dışındaki alanlardan geldiğini gösterdiğini söylüyor.


Sektörün en büyük şirketlerinden bazıları da o yolda. Denetim ve danışmanlık şirketi Deloitte'ın İngiltere siber güvenlik şefi Wil Wockall "Siber güvenliğe giriş yolları çok farklılaşabilir. Bazılarının teknik konularda eğitimi veya diploması var ama bizim işe aldığımız kişilerin çoğu teknik olmayan işlerden geliyor" diyor:


"Biz yetenek geliştirmeye odaklanıyoruz. Şirketimizde bir insanın kariyeri boyunca hem teknik hem diğer yeteneklerini geliştirebilmek için programlarımız var." Bu geniş bir sektör. Güvenlik alanında yapılabilecek birbirinden farklı işler var.

"Son 20 yılda sektör epeyce değişti. Artık çalışanlar bir hangarda kapüşonlarını takıp teknik şeyler yapan kişiler değil. Sonuçta bu bir işletme olduğu için işletme yetenekleri olan insanların önemi artıyor."


Sektöre dışardan gelen kişilerin arasında şirketlerin kendi güvenliklerini test etmek için tuttukları beyaz şapkalı (etik) hackerlar, güvenlik adımlarını denetleyen kişiler veya tehdit istihbarat analistleri de var.


Güvenlik hizmetleri sunan Red Canary şirketinin işe alım bölümünden Melanie Kruger "Bu farklı kariyerlerin farklı özellikleri oluyor. Bazılarında mühendislik bilgisi, bazılarında ise veri işleme ve analiz yetenekleri öne çıkıyor" diyor:


"Hangi yolun doğru olduğuna karar vermek için mevcut işinizde kullanmaktan en çok hoşlandığınız yeteneklerinizin bir listesini çıkarmanızı tavsiye ederim."


Siber güvenlik alanındaki işçi açığı kısa süre içinde kapanmayacağı için uzmanlar işe alımda değerlendirilen adayların sayısını artırmanın gerekliliğini vurguluyor.


Yüksek teknoloji işlerini listeleyen Dice'ın sahibi olan DHI Group'un teknoloji şefi Paul Farnsworth "Yakın disiplinlerden insanları alarak onları yeniden eğitmek bu açığı gidermek için daha iyi bir yöntem" diyor.


Sertifikalı Bilgi Sistemleri Güvenlik Uzmanları (CISSP) sınavını hazırlayan ABD merkezli (ISC)² kuruluşuna göre Avrupa'da siber güvenlik uzmanlarının yıllık ortalama maaşı 62 bin euro (636 bin TL).


İşçi bulma şirketi Robert Half'tan Jim Johnson da şirketlerin bu alanda işçi bulmak için daha fazla şey yapması gerektiğini söylüyor:


"Şirketler kendi topluluklarıyla, okullarıyla ve yerel ağlarıyla ilişkiye geçerek daha fazla yetenek geliştirmeli.


"Bunun bir yolu da öğrencilere staj veya kısa süreli çalışma imkanı sunmak. Bu öğrencilerin gelişimini hızlandıracaktır."


IBM'in güvenlik departmanında yetenek avcılığı yapan Heather Ricciuto da IBM'in birkaç yıl önce, bu alanda önceden olduğu gibi sıradan bir şekilde işe alım yapmanın yeterli olmadığını fark ettiğini anlatıyor.


"En iyi okullardan mezun olan lisans ve yüksek lisans mezunlarını işe almanın yeterli olmadığını anladık. Geleneksel olarak değerlendirmediğimiz aday profillerine de yönelmemiz gerektiğini fark ettik" diyor:


"Lise, kolej, özel kurs ve ücretsiz online eğitim mezunlarını, kendi kendini yetiştirmiş kişileri de işe almaya başladık. Ayrıca bir staj programı başlattık.


"Dünyada o kadar çok siber güvenlik çalışanı açığı var ki bütün bu işleri üniversite mezunlarıyla dolduramıyoruz. Gerekli işler için aranan yeteneklere sahip yeterli mezun yok."


Deloitte'tan Wil Rockall da farklı arka planlara sahip kişileri işe almanın çok önemli olduğunu vurguluyor:


"Tek bir yanıtı olan tek bir problemle uğraşmıyoruz. Sürekli değişen dinamik bir ortamda çalışıyoruz. Saldırganlar müşterilerimizi hedef almanın birbirinden farklı yollarını buluyor.


"Bu yüzden değişik şekillerde düşünebilen, farklı yaklaşımlara sahip kişileri işe almak bu tehditlerle daha iyi başa çıkmamızı sağlıyor."


Siber korsanlara fidye ödenmeli mi?

 2021 yılında düzenlenen en büyük fidye yazılımı saldırısı; siyasetçiler, siber güvenlik uzmanları ve şirket yöneticileri arasında yeni bir tartışmaya yol açtı.



Siber saldırılara maruz kalan şirketler ya da diğer kuruluşlar, bilgisayar ağlarının kontrolunu yeniden sağlamak için fidye ödemesi yapmak ya da geri getirilemeyecek verileri kaybetme ve kurumsal faaliyetlere yeniden başlama kapasitesini yitirmek pahasına fidye ödemesi yapmayı reddetmek arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.


Başkan Joe Biden, özellikle fidye yazılımı saldırıları tehdidini kontrol altına alması için artan baskılara yanıt olarak Çarşamba günü üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri ve uzmanlarla yeni taktik ve uygulamaları görüşmek üzere biraraya geldi.


Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, yetkililerin Başkan Biden'a "fidye yazılımlarıyla mücadele konusunda devam etmekte olan çalışmaları hakkında bilgi verdiğini" söyledi. Psaki, Başkan'ın "her türlü fidye yazılımı ağına ve bu ağlara yataklık yapanlara yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu" kaydetti.


ABD'de 4 Temmuz Bağımsızlık Günü'nün kutlandığı haftasonunda Amerikan yazılım tedarikçisi Kaseya firmasını ve firmanın dünya genelindeki binden fazla müşterisini hedef alan siber saldırı, Rusya'da faaliyet gösterdiğine inanılan siber çetelerin benzer saldırılarını izledi.


Haziran ayında ABD'nin en büyük et işleme firması JBS'ye düzenlenen saldırının sorumlusu olarak gösterilen REvil siber çetesi, son saldırının da sorumluluğunu üstlendi. REvil, 1 milyondan fazla sistemi fidye yazılımıyla enfekte ettiğini iddia etti. Çete, fidye yazılımından etkilenen sistemlere erişim sağlamak için "ortak" bir anahtar karşılığında kripto para olarak 70 milyon dolar tutarında fidye ödemesi talep ediyor. Siber güvenlik firması Recorded Future'a göre bu miktar, şimdiye kadar siber korsanların talep ettiği en yüksek tutarlı fidye.​


''Felaket bir durum''


Siber güvenlik uzmanları, İsveç'teki market zincirinden Yeni Zelanda'daki ana okullarına fidye yazılımı saldırısından etkilenen şirket ve iş yerlerinin fidye ödemek için birlik olması olasılığını düşük görüyor. Bu durum, fidye yazılımı saldırısına maruz kalanların içine düştüğü çıkmazı gözler önüne seriyor.


Güvenlik ve Teknoloji Enstitüsü Başkanı Philip Reiner, "Hiçbir şirket, faaliyetlerine devam etmek için kapılarını açık tutmak ya da suçlulara para vermek gibi bir ikileme düşmek istemez. Bu, bir CEO ya da yönetim kurulu açısından felaket bir durum" dedi.


ABD Federal Soruşturma Dairesi (FBI) Başkanı Christopher Wray, fidye yazılımı saldırılarının hedef aldığı şirket ve kuruluşların verilerine yeniden erişebilmek için siber saldırganlara fidye ödemesinde bulunmaması, bunun yerine hemen yetkililere başvurması gerektiğini kaydediyor.


Et işleme şirketi JBS USA, Kuzey Amerika ve Avustralya'daki faaliyetlerini geçici süreliğine durdurmak zorunda kalmasına neden olan 30 Mayıs'taki siber saldırıyı düzenleyenlere 11 milyon dolar ödeme yağmıştı. Yakıt boru hattı firması Colonial Pipeline da 7 Mayıs'ta düzenlenen ve ABD'nin doğusundaki en büyük yakıt boru hattının kapanmasına yol açan saldırının sorumlularına 4 milyon 400 bin dolar ödedi. FBI, daha sonra Colonial'ın ödediği fidyenin büyük çoğunluğunu geri aldı.


Fidye yazılımı saldırısı düzenleyenler, hedef aldıkları şirket ya da kuruluşların bilgisayar sistemini kilitliyor ve genellikle kripto para formundaki fidye ödemesi yapılana kadar sisteme erişimi engelliyor. Saldırının çapına göre bu durum bir şirketin faaliyetlerinin tamamını durdurmasına yol açabiliyor.


Fidye yazılımı saldırıları son birkaç yıldır hem sıklaştı hem de daha çok hasara yol açar hale geldi. Bunun nedeni kripto para birimlerinin yükselişiyle birlikte gizli görünümlü ödemelerin yapılabilmesi ve beceri düzeyi düşük siber suçluların bile fidye saldırıları düzenlemesini sağlayan iş modeli.


Siber suçluların hastane ve okul gibi kritik hizmet sunan kurumları giderek daha çok hedef alması, ABD ve diğer Batılı ülkelerin fidye yazılımlarını bir ulusal güvenlik tehdidi olarak kabul etmesine neden oldu. Beyaz Saray'dan hafta başında yapılan açıklamada fidye yazılımları, "Biden yönetimi için bir ulusal ve ekonomik güvenlik önceliği" olarak nitelendi.


Siber saha ve gelişmekte olan teknolojilerden sorumlu ulusal güvenlik danışman vekili Anne Neuberger, partilerüstü Ulusal Başsavcılar Birliği'ne geçen ay yaptığı açıklamada, Biden yönetiminin fidye yazılımlarıyla mücadelede dört kollu bir strateji benimsediğini söyledi. Bu strateji tehdit unsurlarını ve bu unsurların altyapısını dağıtmak, fidye yazılımı saldırısı düzenleyen suçluları koruyan ülkeleri sorumlu tutmak, kripto para cinsinden suç nitelikli parasal işlemleri takip etmek ve hükümetin fidye ödemelerine ilişkin uygulamalarını gözden geçirmeyi kapsıyor.​


Fidye yasaklanmalı mı?


Biden yönetimi yetkililerinin karşı karşıya oldukları en zor sorulardan biri, fidye yazılımı saldırılarına maruz kalan şirketlerin ve diğer kurumların ödeme yapmasını yasaklayıp-yasaklamamak. Fidye ödenmesinin yasaklanması gerektiğini savunanlara göre fidye yazılımları kar amacı güttüğü için bu yazılımların mali fayda yönünün ortadan kaldırılması, suçluları da ortadan kaldırır. Ancak ödeme yapılmasına izin verilmesini savunanlar, yasakların, şirketlerin faaliyetlerini yeniden oluşturmaya çalışmasına zarar vereceği görüşünde.


Neuberger, ABD'de refah düzeyi ve rekabetçiliğin ilerletilmesine odaklanan partilerüstü kurum Silverado Policy Accelerator tarafından geçen hafta düzenlenen sanal etkinlikte, "Bu çok zor bir karar. Titizlikle üzerinde düşünülmesi gerekiyor" dedi.


Neuberger ayrıca ABD'deki kritik altyapının büyük çoğunlukla özel sektörün mülkiyetinde ve işletiminde olduğunu, bu durumun, hükümetin fidye ödenip-ödenmemesi gibi kararları dayatma yetkisini kısıtladığını söyledi.


Neuberger, Biden yönetiminin fidye ödemelerini yasaklamak yerine hükümetin şirket ve kurumların fidye ödemesini engellemek için bazı teşvikler sunma seçeneğini değerlendirdiğini kaydetti.


"Fidye yazılımına hedef olan şirketlerin işi zor. Bir şirketin bu zor duruma düşmesine yol açan bir süreç var" diyen Neuberger, "Bu süreci gerçekten yeniden şekillendirmek için ne gibi teşvikler sunabiliriz?" ifadelerine yer verdi.


Biden yönetimi bir yandan da fidye ödemelerinin gizli tutulup-tutulamayacağına ilişkin uygulamayı değerlendiriyor. Neuberger, fidye yazılımı saldırılarına maruz kalanların çoğu siber çetelerle gözlerden uzak şekilde sessizce anlaştığı ve fidye ödemesi yaptığını kamuoyu önünde açıklamadığı için bu tür saldırıların gerçek kapsamının tam olarak bilinmediğini söylüyor. Bu arada bazi Kongre üyeleri, şirketlerin herhangi bir siber saldırı ya da fidye ödemesini hükümete bildirmesini zorunlu hale getirecek bir yasa hazırlanması için baskı yapıyor.


Senato İstihbarat Komisyonu Başkanı Demokrat Partili Virginia Senatörü Mark Warner, geçen ay NBC televizyonunda yayınlanan Meet the Press programında, "Daha fazla şeffaflığa ihtiyacımız var çünkü şirketler fidye yazılımı saldırısına uğradıklarını bildirmemekle kalmıyor, fidye ödemesi yaptıklarını da açıklamıyor" dedi.


Yeni sanal tehdit: Ses klonlama...

 İnsan sesi, ses klonlama yöntemiyle birebir kopyalanarak kullanılabiliyor. Kopyalanan ses, dolandırıcılar ve siber haydutların elinde tehlikeli bir silaha dönüşüyor.

Ses klonlama işleminin yapılabilmesi için kaydedilen sesin bilgisayar yapay zeka yazılımına yüklenmesi gerekiyor. Bu aşamadan sonra yazılım, klavye ile yazılan her kelimeyi bu ses ile söyleyebiliyor.


TRT Haber'deki habere göre; Siber güvenlik uzmanı Dr. Soner Çelik, ses klonlamaya dair şunları söyledi:


"Öncelikle geçmişi 1997 yılına dayanan, aslında 'deep fake' teknolojisini barındırıyor. 'Deep learning' dediğimiz makine öğrenmesi. Burada temel olarak sahte videolarla görsel ve işitsel olarak gerçeğinin neredeyse birebir benzeri videolar ve görüntüler, sesler elde edilmeye çalışılıyor. Aslında ses klonlama günümüzde saldırganlar tarafından kullanılan yeni bir tehdit türü."


Dolandırıcılar ses klonlama yöntemiyle büyük şirketleri hedef alıyor. Şirketin yönetici veya ortaklarından biri gibi arayarak para istiyor.


"Uluslararası meseleler krize dönüştürülebilir"


Çelik, "Gerek liderler olsun gerek vatandaşlar olsun ses kayıtlarının taklidi yapılarak büyük kitleler harekete geçirilip insanlar etkilenebiliyor. Taklit ses videolarıyla devletler arası, uluslararası meseleler bir kriz haline dönüştürülebilir." dedi.


Sanat dünyasında risk


Sanat dünyası da ses klonlama işleminin tehdit ettiği alanlardan biri. Telif hakkı, kişisel verilerin korunması gibi birçok alan da ses klonlamaya karşı güncellemelere ihtiyaç duyuyor.


22 Haziran 2021 Salı

İnsan var oldukça kişisel verilerin korunması ihtiyaç

 KVKK Başkanı Bilir, herhangi bir ihlal olmaksızın herkesin kendisi hakkında veri işlenip işlenmediğini öğrenme hakkına sahip olduğunu belirterek, kuruma veri ihlali gerekçesiyle yapılan 8 bin 728 başvurudan 7 bin 25'inin sonuçlandırıldığını açıkladı.



Siber saldırılar nedeniyle, internet sitelerinin kullanıcılarının özel bilgilerinin sızdırılmasına ilişkin örnekler artıyor.


Türkiye'de "Yemek Sepeti", dünya genelinde ise sosyal paylaşım sitesi "Facebook" bu ihlallerden etkilenen internet siteleri arasında yer aldı.


Her iki siteyle ilgili ihlal bildirimlerinin ardından Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) devreye girerek inceleme başlattı.


Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir, gündemdeki ihlal iddiaları, kişisel verilerin gizliliğinin önemi ve kurumun çalışmaları konusunda, 7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü öncesinde soruları cevapladı.


Özel hayatın gizliliği ile doğrudan bağlantılı olan kişisel verilerin korunması hakkının, temel bir insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, ülkemizin bu konudaki yaklaşımı nedir, Türkiye'de kişisel verilerin korunmasına yönelik düzenlemeler nelerdir, bununla ilgili temel çerçeveyi anlatır mısınız?


Bilindiği gibi teknolojik gelişmeler, son yıllarda kişisel veriler üzerinde son derece etkili olmuş, kişisel veri işleme faaliyetleri büyük bir hız kazanmıştır. Bu ivmeyle birlikte tüm dünyada mahremiyet hakkının önemi de daha yakından anlaşılmıştır. Ülkemiz de bu gelişmelere kayıtsız kalmamış, kişisel verilerin korunması alanında da birtakım reformlar gerçekleştirmiştir.


Bu reformlara, bu yeniliklere baktığımız zaman aslında kişisel verilerin korunması, genel mevzuat çerçevesinde 2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ve diğer mevzuatlar kapsamında koruma altına alınmıştır. Ancak bu konudaki asıl dönüm noktası, 2010 Anayasa değişikliği olmuştur. Anayasa'nın 20'nci maddesine, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir." ifadesi eklenmesiyle, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bir anayasal hak olarak tanınmış ve anayasal güvence altına alınmıştır. Tabii anayasa değişikliğinin bir kazanımı olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunla birlikte aslında ülkemizde kişisel verilerin korunması alanında yeni bir dönem başlamıştır diyebiliriz.


İlgili kanundan bahsettiniz. Bu kanun hayatımızda neleri değiştirdi? Kanunun toplum ve bireye kazandırdıkları nelerdir?


Aslında kanun, kişisel verileri işlemeyi yasaklamamış ancak hukuka uygun şekilde veri işlemenin çerçevesini çizmiştir. Kanunla birlikte, ülkemizde veri işleme faaliyetleri disiplin ve düzen altına alınmaya çalışılmıştır. Bu kanun, aslında günlük hayatımıza da dokunan, alışkanlıklarımızı değiştirmemize neden olan bir kanundur. Kişisel verilerin gelişigüzel işlenmesi veya paylaşılması yerine, hukuka uygun işlenmesini, bilinçli paylaşılmasını veya gerektiğinde paylaşılmamasını düzenleyen bir kanundur. Diğer taraftan kanunla, kişisel veriler üzerinde kontrol ve denetim hakkı getirilmiştir. Kişiler, kanunla sahip oldukları haklar vasıtasıyla bu denetimi yapabilmektedirler.


Kişisel verilerin korunmasına Avrupa ülkelerine nazaran çok daha sonra başlandı ülkemizde. Buna rağmen Türkiye'de kısa bir zaman diliminde, konuya ilişkin birçok adım atıldı. Bu süreçte görev üstlenen birisi olarak bulunulan noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Kişisel verilerin korunması Avrupa'da 70'li yıllardan itibaren hukuki düzenlemelerin konusu olmaya başlamıştır. Özellikle Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile birlikte Avrupa'da uygulama birliği sağlanmıştır. Biz de şu anda KVKK Genel Veri Koruma Tüzüğü uyum çalışmalarını hassasiyetle devam ettiriyoruz. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana kurumumuz, kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korunması ile toplumun tüm kesimlerinde kişisel verilerin korunması alanında farkındalık oluşturulmaya yönelik birtakım çalışmalar yürütmekte. Bu anlamda, toplumdaki bilincin her geçen gün daha da arttığı ve özellikle kişisel veri işlenen tüm sektörlerde kanuna uyum noktasında gayret gösterilmesini memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.


Sizin de söylediğiniz gibi her ne kadar ülkemizde kişisel verilerin korunması alanındaki çalışmalar Avrupa ülkelerine göre daha sonraki bir tarihte başlanmış olsa da kurumun yaptığı çalışmaların etkisiyle, günümüzde kişisel verilerin korunması konusunda ciddi bir ilerleme sağladığımızı da söyleyebilirim. Elbette kişisel verilerin korunması teknolojik gelişmelerden etkilenen, güncellik gerektiren, dinamik yapıya sahip olan bir alandır. Bu açıdan yolumuz uzun olsa da paydaşlarımızla birlikte atacağımız adımlarla hep birlikte daha iyi noktalara geleceğimizi düşünüyorum.


7 Nisan günü ülkemizde kişisel verilerin korunmasına dikkat çekmek amacıyla Kişisel Verileri Koruma Günü ilan edildi. Kişisel Verileri Koruma Günü bu yıl kaçıncı kez kutlanacak? Bu günün amacı nedir?


1 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde 7 Nisan gününün "Kişisel Verileri Koruma Günü" olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Bu tarihten itibaren 7 Nisan'da kurumumuz bu günün anlam ve önemini ifade eden etkinlikler düzenlemektedir. Kişisel Verileri Koruma Günü, bu yıl üçüncü kez kutlanacaktır.


Bu günün amacını şöyle sıralayabiliriz kişisel verilerin korunması konusundaki farkındalığı artırmak, veri koruma bilincini zihinlere yerleştirmek, veri koruma kültürünün bireyler, kurum ve kuruluşlar arasında yaygınlaşmasını sağlamak, ülkemizin geleceği olan çocuklar ve gençlerin ilgisini bu yöne çekmek ve onların veri koruma kültürüyle yetişmelerini sağlamak da yine bu günün amaçları arasındadır.


7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü'nün yanı sıra 28 Ocak Uluslararası Veri Koruma Günü var. İkisi arasındaki fark nedir?


108 sayılı Sözleşme, bizim de taraf olduğumuz ve bu ilk uluslararası bağlayıcı belge olma niteliğini taşıdığı için sözleşmenin imzaya açıldığı 28 Ocak 1981 tarihi baz alınarak bugün, yani 28 Ocak günü Uluslararası Veri Koruma Günü olarak kutlanmakta. 7 Nisan ise ülkemize özgü, kurumumuz ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği içerisinde, konuya dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Kişisel Verileri Koruma Günü olarak ilan edilmiştir. Bu bize özgüdür.


Kişisel Verileri Koruma Günü dolayısıyla bu yıl hangi etkinlikler düzenlenecek, hangi mesajları vereceksiniz?


 Nisan etkinlikleri kapsamında makale, slogan ve karikatür yarışmaları düzenlendi. Bu sonuçları biz ilan ettik ve ödülleri de 7 Nisan günü yapacağımız programda vereceğiz, takdim edeceğiz. Kişisel Verileri Koruma Günü vesilesiyle 7 Nisan'da çevrim içi bir etkinlik düzenleyeceğiz. Bu etkinlikte genel olarak kişisel verilerin korunmasına ilişkin güncel gelişmeleri ele alacağız. Ayrıca sosyal medyada çocukların mahremiyetinin korunması gibi konular da etkinlikte yer alacak. Kurum olarak kişisel verilerin korunması konusunda güvenliğin ancak farkındalıkla mümkün olabileceğine inanıyoruz ve düşünüyoruz. Buradan hareketle sosyal medyada yeni bir farkındalık kampanyası başlatarak bir kez daha "Farkında ol, güvende kal" diyeceğiz.


Kişisel Verileri Koruma Kurumu hangi amaçla, ne zaman kuruldu? Kurumun karar organı olan Kişisel Verileri Koruma Kurulu kaç üyeden oluşuyor?


7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren kanunla birlikte ülkemizde insan haklarını koruma mekanizmalarından biri olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu kuruldu. Kurumun kurulma amaçları arasında kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenmesini sağlamak, veri işlemede uyulması gereken usul ve esasları düzenlemek, kişisel verilere ilişkin ilgili kişilerin haklarının ihlal edilmesi durumunda gerek ihbar yoluyla gerek şikayet yoluyla bu ihbar ve şikayetleri karara bağlamak. Kurul 9 üyeden oluşmakta, kurul üyeleri 12 Ocak 2017 tarihinde yemin ederek görevine başladı.


KİŞİLERİN VERİLERİNİN İŞLENMESİ


Kişisel Verilerin Korunması Kanunu vatandaşlara hangi hakları sağlıyor? Hangi durumlarda veri ihlali yapıldığına karar veriyorsunuz? İhlal durumlarında vatandaşlar nasıl başvuru yapabiliyor?


Her şeyden önce bu kanunda gerçek kişilere getirilen haklar tek tek sayılmıştır. Kanunun 11'inci maddesinde şu şekilde belirtiyor; öncelikle veri işlenip işlenmediğini öğrenme. Kişi herhangi bir ihlal olmaksızın kendisi hakkında veri işlenip işlenmediğini öğrenme hakkına sahip. Eğer işlenmişse bilgi talep etme hakkına sahip, buna erişim de diyebiliriz. Bu veri işlemenin amacını ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahip. Bu veriler aktarılmışsa aktarıldığı kişileri öğrenme hakkına sahip. Eksik veya yanlış işlenmişse bunların düzeltilmesini isteme hakkına sahip. Bu veriler yine işlenmişse silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkına sahip. Bu işlenen veriler yoluyla kendisi aleyhine bir sonuç doğurulmuşsa bu işleme, itiraz etme hakkına sahip. Kanunda aynen şöyle ifade ediliyor, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme. Yani herhangi bir şekilde kişi hakkında bir profilleme yapılmışsa ve kişi hakkında olumsuz sonuç doğuruyor ise buna itiraz etme hakkına sahiptir. Kanuna, hukuka aykırı veri işlemeden dolayı bir zarar meydana gelmişse bu zararın giderilmesini talep etme hakkına sahip.


Hakların kullanılması noktasında kanun, veri sorumlusuna başvuru ve kurula şikayet olmak üzere iki aşamalı bir başvuru usulü getirmişti. Veri sorumlusuna başvuru zorunlu, yani ilgili şirkete veya kamu kurumuna başvuru yapması gerekiyor. Kurula şikayet ise isteğe bağlı. Ama veri sorumlusuna başvuru yolu tüketilmeden kurula başvuru yapılamaz kural olarak. Şunun da altını özellikle çizmek istiyorum, vatandaşlar herhangi bir şekilde veri ihlali veya veri güvenliği ihlali meydana gelmeden de kanunda belirtilen haklarını kullanmak için başvuruda bulunabilirler.


Kişisel verilerle ilgili süreci düzenleyen 6698 sayılı Kanun kapsamında veri sorumlusuna vatandaşlar başvurarak kişisel verilerinin silinmesi talebinde bulunabiliyorlar. Diğer yandan unutulma hakkı var. Unutulma hakkı çerçevesinde kişiler, arama motorları üzerinden çıkan sonuçların indeksten kaldırılmasına yönelik taleplerde de bulunabiliyor. Bu iki işlem; yani verilerin silinmesi hakkı ile unutulma hakkı arasındaki fark nedir, bunu açıklayabilir misiniz?


Unutulma hakkını biz şu şekilde tanımlıyoruz; bireyin geçmişte hukuka uygun olarak yayılmış ve doğru nitelikteki bilgilerin hem işleme hukukuna uygun olacak hem bilgiler doğru olacak, doğru bilgilerin zamanın geçmesine bağlı olarak erişimden kaldırılmasını ya da gündeme getirilmemesini talep etme hakkı olarak nitelendirebiliriz. Kişisel verilerin silinmesi ise teknik bir tabir. Kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesidir. Bu ikisi hakkında şöyle bağlantı kurulabilir; unutulma hakkı üst bir kavramdır, istisnai bir haktır. Belirli kriterler çerçevesinde kullanılabilir. Silme hakkı ise unutulma hakkını sağlayan bir araçtır. Yani silme hakkı, yok edilmesini isteme hakkı, bu yöntemler unutulma hakkına hizmet eder. Dolayısıyla silme işlemi veri işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktıktan sonra resen veya şikayet üzerine, talep üzerine gerçekleştirilen bir uygulamadır. Kanunda silme hakkı düzenlenmiş ama unutulma hakkı doğrudan isim olarak yok fakat bu hem Anayasa'daki silme hakkı hem kanundaki silme hakkı çerçevesinde değerlendirilebilir. Nitekim bununla ilgili de kurulun bir kararı var.


8 BİN 728 BAŞVURUNUN 7 BİN 25'İ SONUÇLANDI


Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bugüne kadar kaç başvuru yapıldı, bu başvurulardan kaç tanesi sonuçlandırdı? Ayrıca çalışmalarınızla ilgili diğer istatistiksel bilgilerden söz edebilir misiniz?


Bugüne kadar 8 bin 728 başvuru kurula intikal etti. Bunlardan 7 bin 25'i sonuçlandırıldı. Şikayet ve ihbar başvurusu, bunlara yurt içi ve yurt dışı dahil. Yine kuruma 457 veri ihlal bildirimi iletildi, bu bildirimlerden 81 tanesi kurumun internet sayfasında ilan edildi. Kurul bunu takdir ediyor. Kişi bakımından, etkilenen veriler bakımından, risk bakımından bunun duyurulması gerekiyorsa kurul bu konuda bir karar veriyor ve kurumun internet sayfasında ilan ediliyor. Yine birtakım görüş talepleri özellikle kanunla ilgili olarak hukuki görüş talepleri kurula intikal ediyor. Şu ana kadar da 521 hukuki görüş talebi karşılandı. Yine kanunda idari yaptırım, para cezası uygulamaya yetkisi var kurulun, bugüne kadar yaklaşık 41 milyon lira idari yaptırım uygulandı.


45 BİN VERİ SORUMLUSU, SİCİL BİLGİ SİSTEMİNE BİLDİRİMİNİ TAMAMLADI


Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi'ne veri sorumlularının zorunlu kayıt yaptırması gerekiyor. Süre 2021 yılı sonuna kadar uzatıldı. Bugüne kadar kaç veri sorumlusu sisteme kayıt yaptırdı?


Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkisini devam ettiren pandemi nedeniyle kısa adıyla VERBİS'e, Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi'ne kayıt yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmesi hususunda zorluklar yaşandığı gerekçesiyle, sizin de belirttiğiniz gibi kayıt süresi, yıl sonuna kadar, 2021 yılı sonuna kadar uzatıldı. Şu ana kadar VERBİS'e yaklaşık 88 bin civarında veri sorumlusu kayıt başvurusu yapmış, yaklaşık 45 bin veri sorumlusu, bildirimini tamamlamış durumdadır. Ayrıca bugüne kadar VERBİS üzerinden 850 bin civarında sorgulama yapılmıştır.


VERBİS'e kayıt; çalışan sayısı, mali bilanço ve ana faaliyet konusu bakımından belirli kriterleri taşıyan veri sorumluları için, kanuna uyum ise bütün veri sorumluları için bir yükümlülüktür. Şöyle söylemek daha doğru olur, VERBİS'e kayıt yükümlülüğünü yerine getirmek, kanuna uyumun yalnızca bir parçasıdır. Dolayısıyla VERBİS'e kayıt yaptırmakla kanuna bütünüyle uyum sağlandığı söylenemez. Yine bir veri sorumlusu, VERBİS'e kayıt yükümlülüğü bulunmasa dahi kanunda belirtilen diğer yükümlülükleri eksiksiz bir biçimde yerine getirmesi gerekir. Bu açıdan kanuna uyum eşittir VERBİS gibi bir yaklaşımın gerçeği yansıtmadığını belirtmek isterim.


İNSAN VAR OLDUKÇA KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI İHTİYAÇ 


Kurumun, kişisel verilerin korunması konusunda veri sorumlusu konumundaki gerçek veya tüzel kişilerden beklentileri nelerdir?


Net olarak şunu ifade edebilirim; kanun bir veri sorumlusundan ne bekliyor ise kurum da ne eksik ne fazla aynısını bekliyor. Veri sorumluları hukuka uygun veri işlemeyi ve veri güvenliğini temin etmeyi ön planda tutmalıdır. Bireyin mahremiyetine saygı, temel konulardan biri olmalıdır. Bu kapsamda kişisel veri güvenliğini sağlayabilmek için alınan teknik ve idari tedbirler yeterli düzeyde olmalı ve özenle uygulanmalıdır. Kişisel verilerin güvenliğinin ve siber güvenliğin 7 gün 24 saat esasına dayalı olduğunu unutmamak gerekir. Risk temelli bir yaklaşım benimseyerek sürdürülebilir veri koruma politikalarını uygulamak gerekir diye düşünüyorum.


Kanuna uyum, yalnızca bireylerin kişisel verilerinin güvence altında olmasını değil, aynı zamanda şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve güven ilişkisini tesis edecek verimli ekonomik ilişkilerin kurulmasını da sağlamaktadır. Bu bağlamda, kişisel verilerin korunması alanında yeterli farkındalığa sahip, mal ve hizmet sunumlarını bu hususu dikkate alarak tasarlayan ve bireylere haklarını kullandırma noktasında gerekli kolaylığı sağlayan şirketlerin sadece itibarı değil, rekabet gücü de artacaktır. Ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet gücünün artması için veri korumanın öneminin yeterince kavranması ve bunu sağlamaya yönelik adımların atılması gerekmektedir. Çünkü kişisel verilerin korunması anlık, günlük veya dönemsel değildir. Süreklidir. İnsan var oldukça kişisel verilerin yolculuğu devam edecek ve bu verilerin korunmasına ihtiyaç duyulacaktır.


Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası veri sorumlularına yönelik bir düzenleme var mı, bu şirketlerin yükümlülükleri neye göre tanımlanıyor?


Kanunun kapsam maddesi olarak yani hangi kişisel veriler ya da nerede işlenen kişisel veriler sorusunu sorduğumuz zaman Türkiye'de veri işlemede bu kanun uygulanacaktır. Bunun için veri sorumlusunun Türkiye'de yerleşik olmasıyla yurt dışında yerleşik olması arasında genel olarak bir fark yoktur. Dolayısıyla burada önemli olan kanunların uygulanmasıyla ilgili olarak mülkilik, Türk Ceza Kanunu'nda, Kabahatler Kanunu'nda belirtilmiş. Dolayısıyla Türkiye'nin, Türkiye sınırları içerisinde veri işlemede uygulanacak bir kanundur. Ama bu veri işlemeyi Türkiye'de kurulu bir şirket de yapabilir, yurt dışında kurulu bir şirkette yapabilir. Hepsi bu kanuna tabiidir ve sorumludurlar.


Veri sorumlularıyla ilgili süreç işliyor. VERBİS'e toplamda kaç kayıt başvurusu yapılmasını bekliyorsunuz?


Burada 3 kategori var. Kamu kurumları, özellikle hastaneler ya da eczaneler, münhasıran özel nitelikli veri esas ana faaliyet kişisel veri işleyenler. Ve ciro çalışan sayısı bakımından bir kategori var. Yani üç kategoride bizim elimizdeki verilere göre yaklaşık 400 bin kayıt yapılması gerekiyor. Tabii bu yaklaşık bir rakam ama bizim genel olarak edindiğimiz bilgiler ve elimizdeki dokümanlara göre 400 bin kayıt yapılmasını bekliyoruz.


GEREKSİZ VERİ PAYLAŞIMINDAN KAÇININ!


Kişisel verilerin korunmasına yönelik yeterli duyarlılığın oluştuğunu, farkındalığın oluştuğunu düşünüyor musunuz? Veri sorumlularında ve vatandaşlarda yeterli duyarlılık oluştu mu? Mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?


Tabii yeni bir kanun, yeni bir kurum. Aslına bakarsanız 3 yıldır bir faaliyet söz konusu. Elbette tam olarak bir farkındalığın sağlandığı söylenemez. Ama ülkemizde bu alanda yaşanan gelişmeler ya da teknolojik gelişmeler bu konudaki farkındalığın gittikçe arttığını söyleyebiliriz. Ama yeterli mi, tabii ki istediğimiz noktada değil. Ben bu farkındalığın ilerleyen süreçte daha fazla oluşacağını düşünüyorum.


"Kişisel veri" derken kişiyi doğrudan veya dolaylı tanımlayan bilgiler, kişiye ait olan bilgiler. Bunlara sahip çıkmaları gerekiyor. Gerçekten insan değerlidir, o insanın verileri de değerlidir. Dolayısıyla gelişigüzel paylaşmaktan sakınmak gerekiyor. Bu konuda sorgulayıcı olmamız gerekiyor. Her isteyen kişiye kişisel verileri paylaşmadan bunun amacını sorgulamamız gerekiyor. Bu amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmayacağından emin olmamız gerekiyor. Biz hep kurum farkındalık toplantılarında şunu söylüyoruz, "Kişisel veriler sizindir. Size ait olan sizde kalsın." Elbette veri paylaşılabilir ya da aktarılabilir ama bizim altını çizdiğimiz husus gereksiz, ölçüsüz veri paylaşımından sakınmalarıdır. Dolayısıyla bunlar bize ait olan veriler, bilgiler olduğu için bunlara sahip çıkmamız ve kontrol ile denetimin bizde olması gerekmektedir.


Dijital ayak izi nasıl silinir?

 Uzmanlar, internet kullanımının yoğunlaştığı ve veri ihlallerinin arttığı bu dönemde, kullanıcılara dijital ayak izlerini azaltmaları yönünde uyarıyor



Dijital ayak izi kurumların veya bireylerin çevrimiçi etkileşimde bulundukları zaman geride bıraktıkları iz bilgisi için kullanılan bir tanımlama. Kullanıcıların sosyal medya içerikleri, çeşitli çevrimiçi ödeme işlemleri, konum geçmişi, gönderilen e-postalar, anında mesajlaşma platformları aracılığıyla gönderilen mesajlar bunlar dijital ayak izlerini oluşturan verilerden sadece bazıları.


HER KULLANICI HEDEF OLABİLİR

İnternette gizliliğinize nasıl yaklaştığınıza ve sosyal medya alışkanlıklarınızın ne olduğuna bağlı olarak, bu veriler kapsamlı bir profilinizi oluşturmak için toplanıp kullanılabiliyor. Bu veriler, tehdit aktörleri tarafından her türlü kötü amaç için kullanılabilir ya da karanlık ağdaki pazarlarda satılabiliyor.


Dahası, aşırı paylaşım yapma eğilimindeyseniz bu bilgiler çevrimiçi siber zorbalar ya da dolandırıcılar tarafından suistimal edilebilir. Güvenli internet kullanımının önemine dikkat çeken siber güvenlik kuruluşu Eset’in uzmanları, djital ayak izlerinin nasıl azaltılabileceğine yönelik şu önerilerde bulundu:


SOSYAL MEDYA HESAPLARINIZI VE GİZLİLİK AYARLARINIZI DENETLEYİN

İlk olarak sosyal medya hesaplarınızın gizlilik ayarlarını ayrıntılı bir şekilde ele alın. Hesaplarınızı kimlerin görüntüleyebileceğini ve bilgilerinizin ne kadarının görülebileceğini sınırlandırın. Geçmişteki ve günümüzdeki tüm paylaşımlarınızı kontrol edin; tanımadığınız kişilerin sizin 10 yıl önceki tatil fotoğraflarınıza bakmasına izin vermeyin. Bu işlem dijital ayak izinizin azaltılmasına yardımcı olmanın yanı sıra, eski paylaşımların gelecekte sizin peşinize düşülmesinin önlenmesine de yardımcı olabilir.


Paylaşımlarınızı kontrol edip güvenlik ve gizlilik ayarlarını kullanarak profilinizi kilitledikten sonra, arkadaş listenizi düzenlemenin zamanı gelmiş demektir. İşe eklediğinizi bile hatırlamadığınız yabancılardan başlayın ve ardından, pek de tanımadıklarınıza ya da artık konuşmadıklarınıza geçin.


SAHİP OLDUĞUNUZ DİĞER HESAPLARI KONTROL EDİN

Birçok insanın onlarca ve belki de yüzlerce farklı çevrimiçi hesabı var. Büyük olasılıkla bir ya da iki kez kullandığınız çok sayıda alışveriş sitesi, spor takip programları, yemek pişirme uygulamaları ya da oyunlar için kayıt yaptırdınız. Her birinde adlarınız, doğum tarihiniz, vücut ölçüleriniz ve telefon numaralarınız gibi çeşitli bilgiler saklanıyor. İşleri kolaylaştırmak için sosyal medya hesapları ya da e-posta adreslerimizde genelde tek oturum açma (SSO) seçeneklerini kullanıyoruz. İster Google, ister Facebook, ister “Sign in with Apple” özelliğini kullanıyor olun, tümü size hangi üçüncü taraf uygulamaların hesap erişimi olduğuna göz atma seçeneği veriyor. Artık kullanmadığınız ya da muhafaza etmeye değmeyen hesapları silmek için bu listeyi kullanabilirsiniz.


BÜLTEN ABONELİKLERİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN

Dijital ayak izinizi azaltmanın bir diğer yolu da, almakta olduğunuz çeşitli bültenlere ait aboneliklerinizi iptal etmektir. Birçok abonelik birlikte hareket ederek çeşitli hizmetler ve çevrimiçi pazarlar için hesaplar oluşturur ve bunlar ürünlerle ilgili indirimler ve uygulama için aboneliklerle sizi e-posta bombardımanına tutarlar. Bu da şirketlerin hakkınızda sahip oldukları ve yanlış ellere düşebilecek ek veriler demektir.


SOSYAL MÜHENDİSLİĞE İZİN VERMEYİN

Sizin ile ilgili araştırma yapabilecek kötü niyetli kişilerin ekranın hemen arkasında olabileceğini aklınızdan hiç çıkarmayın. Kişisel verilerinizi her yerde paylaşmayın. Bilgilerin, farklı platformlardan parça parça bir araya getirilerek anlamlı bir bütün oluşturulabileceğini unutmayın.


Alman istihbaratı WhatsApp yazışmalarını okuyabilecek

 Almanya'da Federal Meclis'ten geçen yasa kapsamında artık istihbarat kurumları WhatsApp ve benzeri uygulamalarda yapılan yazışmaları okuyabilecek



Almanya'da istihbarat kurumlarına WhatsApp ve benzeri uygulamalardan yapılan şifreli yazışmaları okuma imkanı veren yasa tasarısı Federal Meclis’ten geçti.


Almanya'da hükümetin hazırladığı ve daha önce Bakanlar Kurulu'ndan geçen tasarı 280'e karşı 355 oyla kabul edildi, 4 milletvekili çekimser kaldı.


Böylelikle özellikle ülkenin iç istihbarat servisi Alman Anayasayı Koruma Teşkilatına (BfV) WhatsApp ve benzeri uygulamaları izleme imkanı verilecek ve BfV’nin kişileri takip etmesinin önündeki engeller kalkacak.


"TERÖRİSTLER ARTIK BİRBİRLERİYLE TELEFONDA KONUŞMUYOR"


Alman hükümeti bu yasayla özellikle aşırı sağla mücadelede BfV ile Askeri İstihbarat Servisi (MAD) arasındaki iletişimi iyileştirmeyi de hedefliyor.


Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Uli Grötsch, Federal Meclis'te yaptığı konuşmada yasayı savunarak, "Teröristler ve aşırılık yanlıları artık birbirleriyle telefonda konuşmuyor, kısa mesajları da yazmıyorlar. Bunların yerine mesajlaşma servisleri aracılığıyla şifreli biçimde iletişim kuruyorlar" dedi.


Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Milletvekili Michael Brand da saldırıya uğrayan bir hukuk devletinin uygun şekilde ve kararlılıkla kendini savunması gerektiğini vurguladı.


"YASA, ANAYASAYA AYKIRI"


Muhalefet partileri ise yasayı vatandaşların haklarına müdahale olarak değerlendirdi.


Sol Parti Milletvekili Andre Hahn, yasanın Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtirken, Yeşillerden Konstantin von Notz, bu şekilde hiçbir saldırının engellenmeyeceğini savundu.


İnternetin çökmesine neden olan Fastly kimdir?

 İnternet tarihinin en büyük kesintilerinden biriyle gündeme gelen Fastly kimdir? Amazon ve Twitter'a bile hizmet veren bu şirket ne iş yapar?



Bugün internet tarihinin en büyük kesintilerinden biri yaşandı. Amazon, Reddit, Twitch, Pinterest ve Hulu‘nın da aralarında bulunduğu pek çok internet sitesi erişim problemleri ve 503 hatasıyla gündeme geldi. Daha sonra bu sıkıntının Fastly isimli bir şirketten kaynaklandığı ortaya çıktı.


Problemin içerik dağıtım ağı CDN’deki bir sorundan kaynaklandığını söyleyen şirket, sorunu kısa sürede çözdü. Ancak bu durum akıllara başka sorular getirdi. Yaşadığı tek sorunla dünyanın en büyük internet sitelerinin erişim sıkıntıları yaşamasına neden olan Fastly kimdir?


2011 yılında kurulan Fastly, bu tarihten itibaren hizmet veren bulut bilişim sağlayıcısıdır. Şirketin temel amacı web siteleriyle kullanıcılar arasındaki hızlı iletişimi sağlayan bir köprü olmaktır. Amazon ve Twitter‘ın da aralarında bulunduğu pek çok sitenin bilgilerini kendi sistemlerinde bulunduran Fastly, kullanıcıların bu platformlardaki içerikleri uzaktan indirilerek bant genişliğini boşa harcanmasının önüne geçiyor.


Kullanıcıların bu sitelere daha hızlı ulaşmasını sağlayan bu durum, görseller, videolar ve diğer içeriklerin yüklenme sürelerini ciddi anlamda kısaltır. Ayrıca şirket, siteleri DDoS saldırılarından ve botlarından koruyarak, hayati siber güvenlik işlevlerini yerine getiriyor.


Yaptığı işlerle gurur duyan Fastly, kendi internet sitelerinde bazı müşterileriyle olan işbirliklerini de anlatıyor. Buna göre şirket Buzzfeed‘deki sayfaları yüzde 50 daha hızlı hale getirilmesinden ve New York Times’ın seçim gecesi aynı anda 2 milyon trafiği kaldırmasından sorumlu.


KESİNTİLER NEDEN YAŞANDI?


Bugünkü internet kesintisinin bir “hizmet yapılandırmasından” kaynaklandığı biliniyor ancak bu sorunun nedeni şimdilik gizemini koruyor. Araştırmalarını hızlı bir şekilde sürdüren şirket, şimdilik sadece bunun saldırıdan kaynaklanmadığını açıkladı. (Shift Delete) 


11 Mayıs 2021 Salı

Boru hattına siber saldırı sonrası ABD'de benzine 'hücum'

 ABD'nin doğu yakasında tüketilen yakıtın neredeyse yarısını taşıyan Colonial Pipeline'a yapılan siber fidye saldırısı şu ana kadar görülen en yıkıcı dijital fidye saldırılarından biri olarak kaydedildi. Boru hattının tam kapasite olarak çalışmasının hafta sonunu bulabileceği belirtilirken ülkenin Doğu yakasında benzin tedarikinde sıkıntılar baş göstermeye başladı.

ABD’nin en büyük boru hatlarından Colonial Pipeline’a yapılan siber saldırı sonrası ülkenin doğu yakasındaki benzin istasyonlarında benzin tükenmeye başladı. Colonial Pipeline’dan yapılan açıklamada boru hattının tam kapasite yeniden çalışmasının hafta sonu gerçekleşebileceği bildirildi.


Federal araştırma bürosu FBI siber saldırı hakkında soruşturma yürüttüğünü teyit ederken saldırının arkasında DarkSide adlı hacker grubunun olduğunu belirtti. Hacker grubu ise kendilerine bağlı apolitik bir grubun saldırıyı gerçekleştirdiğini açıkladı.


Saldırıda 'Rus parmağı' şüphesi

ABD Başkanı Joe Biden saldırıdan Rusya’nın “bir parça sorumlu olduğunu” belirtirken tam suçlama getirmekten kaçındı. Biden, hackerların veya kullandıkları yazılımın Rusya kaynaklı olduğuna işaret eden kanıtlar olduğunu belirtti.


Uzmanlar, bilgisayar korsanlarının fidye yazılımının eski Sovyet cumhuriyetlerinin klavye dilini kullanan bilgisayarları hedef almadığını belirttiler.


Petrol boru şebekesinde hâlâ hasar tespiti sürerken, boru hattının geçici olarak kapalı kalması sonucu kısa vadede yakıt arzı azalacak ve fiyatları artacak. Ayrıca sevkiyat hattı iptal olduğu için rafinerilerin üretimi kesmeleri gerekecek.

https://www.bloomberght.com/boru-hattina-siber-saldiri-sonrasi-abd-de-benzine-hucum-2280122

--


28 Nisan 2021 Çarşamba

THY'nin bilgileri sızdırıldı

 Siber güvenlik firması Barikat'ın, aralarında Türk Hava Yolları, BOTAŞ, TCDD gibi 17 kurumlara yaptığı sızma testi sonuçları internete düştü

Türkiye kriptobank skandalını konuşurken, bilişim güvenliği ile ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı.


Siber güvenlik şirketi Barikat’ın, aralarında bazı kamu kurumlarının da yer aldığı 17 kuruluşa gerçekleştirdiği sızma testi sonuçlarının bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiği ve elde edilen bilgilerin internette yayımlandığı ortaya çıktı.


Barikat adlı siber güvenlik firmasının konuyla ilgili açıklaması şöyle:


“Barikat olarak; 13 yıldır ülkemizin ve dünyanın önde gelen kurum ve kuruluşlarına hizmet verirken, onların memnuniyetini ve güvenliğini 7/24 sağlamak en büyük amacımız ve gayretimiz olmuştur. Bu gayret kendi siber güvenliğimizi sağlamak için de gösterilmektedir. Ancak boyutunun ve etkisinin sınırlı olduğunu değerlendirdiğimiz bir bilgi güvenliği olayı gerçekleşmiştir.


Bu olayda, 12.2017 – 04.2020 tarihleri arasında hizmet verdiğimiz 17 organizasyonu ilgilendiren güncelliğini kaybetmiş 32 adet içerik internet ortamında yayınlanmıştır.


Konunun şimdiye kadar olan kronolojisi şu şekildedir:


Tehdit istihbaratı ekiplerimiz, 22 Nisan 2021 saat 18.50’de konuyu fark etmiş ve alarm oluşturmuştur .


22 Nisan 2021 saat 19.30’da olay müdahale ekiplerimiz olay müdahale sürecini başlatmıştır.


22 Nisan 2021 saat 22.10 da USOM, adli ve ilgili mercilerle iletişime geçilmiş ve eş güdümlü hareket edilmeye başlanmıştır.


Bu 17 organizasyon ile 22 Nisan 2021 saat 23.30 itibari ile iletişime geçilmiş, durum değerlendirilmiştir ve beraber çalışılmaya başlanmıştır.


23 Nisan 2021 saat 09.30 itibari ile olay müdahale çalışmalarımız sonlanmış ve Barikat alt yapısında bir istila emaresine rastlanmamıştır.


Müşterilerimizle yapılan çalışmalarımızda 23 Nisan 2021 saat 15.30 itibari ile kendilerini etkileyen herhangi bir olumsuz duruma rastlanmamıştır.


Bu olay, şirket operasyonlarımızı, sistemlerimizi ve iş sürekliliğimizi etkileyen bir durum yaratmamıştır.


Tüm sistemlerimiz sorunsuz olarak çalışmaya devam etmekte ve müşterilerimize servislerimiz tam kapasite sunulmaktadır.


Konu, Barikat ve USOM uzmanları tarafından tüm boyutları ile incelenmeye devam etmektedir.”


19 Nisan 2021 Pazartesi

Yerli siber güvenlik şirketi 100 bin kişiye ücretsiz siber güvenlik eğitimi verecek

 Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 80’inin siber saldırılar konusunda bilinçli olmadığını saptayan yerli siber güvenlik şirketi Berqnet, “Herkes İçin Siber Güvenlik” projesini başlattı. 2 binden fazla katılımcıya ücretsiz siber güvenlik eğitimi veren şirket, farkındalığı artırmayı amaçlayan projeyle orta vadede 100 bin kişiye ulaşmayı hedefliyor.

Pandeminin de etkisiyle hızla dijitalleşen dünyada siber tehditler her geçen gün artıyor. Siber saldırganlar yalnızca büyük kurumları değil, siber güvenlik tedbirlerini almayan herkesi ağına düşürerek büyük maddi ve manevi zararlara yol açıyor. Siber güvenlik farkındalığının artırılması hayati önem taşırken, tüm dünyada bu alandaki çalışmalara hız verildiği görülüyor. Türkiye’de ise yerli siber güvenlik ürünleri üreticisi Berqnet, “Herkes İçin Siber Güvenlik” adlı sosyal sorumluluk projesiyle önemli bir atılımda bulundu. Geçtiğimiz yıl düzenlediği “Türkiye Siber Güvenlik Farkındalık Yarışması”nda internet kullanıcılarının yüzde 80’inin siber saldırılara karşı bilinçsiz olduğunu saptayan şirket, buradan hareketle ücretsiz bir eğitim programı başlattı. İlk 3 günde 2 binden fazla katılımcıya ulaşan siber güvenlik eğitim programıyla orta vadede 100 bin kişiye ulaşılması ve ülkemizin siber okuryazarlığı ile dijital farkındalığının artırılması amaçlanıyor. Eğitimlere ise Herkese İçin Siber Güvenlik projesinin internet sitesi üzerinden başvuru yapılabiliyor.

Sınavda yüzde 70 başarı oranını yakalayan 500’ü aşkın kişi sertifika aldı
Ücretsiz eğitim projesiyle herkesi temel bilgilerle donatmak için yola çıktıklarını söyleyen Berqnet Genel Müdürü Hakan Hintoğlu, “Geçtiğimiz yıl yaptığımız araştırmada kullanıcıların yüzde 80’inin oltalama saldırılarına karşı bilinçsiz olduğunu, yüzde 65’inin ise güçlü şifre oluşturmada yeterli bilgiye sahip olmadığını saptadık. Bu sonuçlar doğrultusunda bizim topluma katkımız ne olabilir diye düşündüğümüzde, uzmanlığımızı daha geniş kitlelerle paylaşmaya karar verdik. Ev kadınlarından üniversite öğrencilerine, patronlardan bilişim profesyonellerine kadar geniş bir skalaya hitap eden ‘Herkes İçin Siber Güvenlik’ projesi, 7’den 70’e herkesin faydalanabileceği video eğitimlerinden oluşuyor. Yaşına, işine ya da bilgi seviyesine ne olursa olsun herkes bu eğitime katılarak önemli kazanımlar elde edebilir. 6 bölüm ve 16 konu başlığından oluşan eğitimin sonunda bilgilerin tescillenebileceği bir sınav da yer alıyor. Sınavda yüzde 70 başarı oranını yakalayan herkes siber güvenlik eğitimi sertifikası alıp özgeçmişine ekleyebiliyor. Sertifika almaya hak kazananların sayısı şimdiden 500’ü aştı. Projeyi yayınlamamızdan sadece birkaç gün geçmesine rağmen yoğun bir ilgi ve katılım görmemiz doğru bir projeye imza attığımız hepimize gösterdi.” dedi.

“Siber zafiyetlerin yüzde 99’u insan hatalarından kaynaklanıyor”
Siber güvenlik alanındaki pek çok eğitimin teknik bilgi yoğunluğu nedeniyle toplumun geneline hitap etmediğini, bu nedenle farkındalığı düşük kişi ve kurumlara yönelik saldırıların da her geçen gün arttığını belirten Hakan Hintoğlu, “İnternet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun siber tehlikeler karşısında yeterli bilgiye sahip olmadığını ve ‘bana bir şey olmaz’ yaklaşımıyla fazlasıyla özgüvenli davrandığını görüyoruz. Oysa siber zafiyetlerin yüzde 99’u insan hatalarından kaynaklanıyor. Bu özgüveni kırmanın yolu ise eğitimden geçiyor. Zira oltalama saldırıları hakkında bilgi sahibi olmak, bankacılık gibi kritik işlemlerin yapıldığı adreslerde URL’nin güvenli olup olmadığını kontrol etmek, karakter, rakam ve harf bakımından zengin güçlü şifreler oluşturmak, güvenlik duvarı siber güvenlik ürünlerini kullanmak gibi basit ama bilinçli davranışlar geliştirmek büyük önem taşıyor. Berqnet olarak bizler de 2015 yılından bu yana ürün ailemizle gerek bireylerin gerekse işletmelerin siber güvenlik, yasalara uyumluluk ve internet yönetimi ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizle de daha bilinçli bir toplum oluşturarak mağduriyetleri en aza indirmeyi amaçlıyoruz.” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

10 Nisan 2021 Cumartesi

Linkedln'de 500 milyon kişinin verileri çalındı

 Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Av. Kürşat Ergün, Linkedln'in yaklaşık 500 milyon kullanıcıdan ele geçirilen bilgilerin satışa çıkarıldığını doğruladığını belirterek, "Hesap sahipleri zaman kaybetmeksizin parola ve e-posta bilgilerini sıfırlayıp değiştirmelidir. Parola için büyük-küçük harf, rakam ve sembol kombinasyonu kullanılmalıdır." ifadelerini kullandı.

Bilişim Hukuku Derneği açıklamasında görüşlerine yer verilen Ergün, son dönemlerde artan veri hırsızlığına bir yenisin daha eklendiğini aktararak, "Geçtiğimiz hafta yaşanan Facebook'taki 533 milyon kullanıcının bilgilerinin bir forum sitesinde yayınlanmasından sonra bu sefer de Linkedln kullanıcılarının kişisel bilgileri ele geçirildi. Şirket, perşembe günü yaptığı açıklamada, yaklaşık 500 milyon kullanıcıdan ele geçirilen bilgilerin satışa çıkarıldığını doğruladı." bilgisini paylaştı.

Linkedln kullanıcı sayısının 675 milyon olduğu düşünüldüğünde her 4 kişiden 3'ünün verisinin hackerların elinde olduğunu vurgulayan Ergün, şunları kaydetti:

"Hackerlar gerçekleştirdikleri hırsızlık eylemini kanıtlamak için 2 milyon kullanıcının bilgilerini ücretli olarak paylaşıma açtı. Şirket ise çalınan verilerin yalnızca kullanıcıların profillerinde halka açık olarak listelenmiş kişilerin bilgileri olduğunu, hiçbir özel üye hesabı olmadığını iddia etti. Fakat hackerlerın elinde hangi kullanıcı bilgilerinin olduğu tam olarak doğrulanabilmiş değil. Verileri çalan hackerlerin her bir kullanıcı verisi için 4 rakamlı bir ödeme talep ettikleri de gelen bilgiler arasında.

Dijital ortamda özellikle sosyal medya uygulamalarında yüzde 100 güvenlik maalesef hiçbir şekilde mümkün değildir. Kullanıcılar verilerinin güvenliğini kullandıkları uygulamaya bırakmadan kendileri de almalıdır. Özellikle mahrem bilgilerini hiçbir şekilde bu uygulamalar ile paylaşmamalı, kredi kartı bilgileri, kimlik bilgileri gibi kişisel bilgileri paylaşmaktan uzak durmalıdır. Ayrıca başkaları tarafından hesabının ele geçirildiğini anlayan kullanıcılar vakit kaybetmeksizin adli mercilere konuyu intikal ettirerek tutanak altına almalıdır. Konu ile ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ivedilikle soruşturma açmalı ve çalınan verilerin kurumun ihlalinden kaynaklı veriler olduğunu tespit etmesi halinde cezai işlem uygulamalıdır."

Ergün, Linkedln platformunda kullanıcı bilgilerini korumak için kullanıcılara şunları önerdi:

"Öncelikle hesap sahipleri zaman kaybetmeksizin parola ve e-posta bilgilerini sıfırlayıp değiştirmelidir. Parola için büyük-küçük harf, rakam ve sembol kombinasyonu kullanılmalıdır. Hesabınızı iki faktörlü kimlik doğrulama ile de etkinleştirmeyi unutmayın. Linkedln uygulamasına tanımlanan kredi kartı bilgileri varsa kaldırılmalıdır."

Kaynak:
https://www.platinonline.com/teknoloji/linkedlnde-500-milyon-kisinin-verileri-calindi-1077013

9 Nisan 2021 Cuma

Facebook'ta 20 milyon Türk kullanıcının verileri sızdırıldı

 533 milyon Facebook kullanıcısının telefon numaraları ve kişisel verilerinin sızdırıldığı bildirildi

Facebook kullanıcısı 533 milyon kişinin telefon numaraları ile birlikte kişisel verileri bilgisayar korsanları tarafından çalındığı iddia edildi.


20 MİLYON TÜRK KULLANICININ DA BİLGİLERİ SIZDIRILDI
533 milyon kişi arasında 20 milyon Türk vatandaşın olduğu belirtildi.


İSİM, KONUM, MAİL ADRESİ...
Hacker forumunda bir kullanıcının 533 milyon Facebook kullanıcısının telefon numaralarını ve kişisel bilgilerini ücretsiz olarak paylaştığı bildirildi. Paylaşılan kişisel bilgiler arasında isim, konum, mail adresleri de bulunuyor.


Business Insider'da yer alan habere göre 106 ülkeden kullanıcılara ait bilgiler paylaşılırken, söz konusu kullanıcıların kayıtları 32 milyonu ABD'de, 11 milyonu Birleşik Krallık'ta ve 6 milyonu Hindistan'da yer alıyor.


29 Mart 2021 Pazartesi

Yemeksepeti kullanıcıları diğer hesaplarının şifrelerini de değiştirmeli

 Online yemek siparişi girişimi Yemeksepeti, ad-soyad, doğum tarihi, telefon numaraları, e-posta adresleri, adres bilgileri ve SHA-256 algoritması ile şifrelenmiş parolaların ele geçirildiğini söyledi.



Online yemek siparişi girişimi Yemeksepeti, 27 Mart 2021 Cumartesi günü yaptığı açıklamada 25 Mart 2021 Perşembe günü sabah saatlerinde bir saldırıya uğradıklarını fark ettiklerini söyledi ve ad-soyad, doğum tarihi, telefon numaraları, e-posta adresleri, adres bilgileri ve SHA-256 algoritması ile şifrelenmiş parolaların yer aldığı veri tabanının siber korsanlar tarafından ele geçirildiği bilgisini verdi.


Siber güvenlik kuruluşu Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, SHA-256 ile şifrelenmiş parolaların kırılmasının oldukça zor olduğunu ve şifrelere düz metin olarak ulaşılmadığını belirterek kullanıcıların yine de her ihtimale karşı mutlaka şifrelerini, benzer mail adresi ve şifre kombinasyonuyla giriş yaptıkları diğer hesap şifrelerini ve kredi kartı bilgilerini değiştirmesi gerektiğini söylüyor.

‘SOSYAL MÜHENDİSLİK VE HEDEFLİ OLTALAMA SALDIRILARINDA KULLANILABİLİR’

Henüz veri ihlalinden kaç kişinin etkilendiğine dair bir bilgi paylaşılmadı. Şirketten yapılan açıklamada “Kredi kartı bilgileriniz MasterCard altyapısı ile korumalı olarak Yemeksepeti veri tabanları dışında ve tamamen güvenli olarak saklanmaktadır” ve “Yemeksepeti giriş şifreniz bizim veri tabanlarımızda, sizlerin güvenliği gereği SHA-256 kriptografik algoritmasi ile maskelenmiş olarak tutulmaktadır.


Dolayısıyla şifreniz korsanlar tarafından görüntülenemez. Hesabınıza 3. kişilerin bu yüzden giriş yapması mümkün değildir” uyarılarına yer verildi.


Ancak Alev Akkoyunlu’ya göre Dark Web’de SHA-256 algoritmasındaki şifreleri kırmak için kaba kuvvet olarak adlandırılan deneme yanılma yöntemlerinde kullanılmak üzere milyarlarca şifrenin olduğu bir arşiv bulunuyor.


Bu arşivler ile birçok güçsüz parolaya ve mail adresi şifresine erişilebilir. Bununla birlikte ele geçirilen ad-soyad, doğum tarihi, e-posta adresleri ve adres bilgilerinin özellikle sosyal mühendislikle tasarlanmış hedefli oltalama saldırılarında kullanılabileceğini belirten Akkoyunlu, kullanıcıların olası dolandırıcılıklara karşı tetikte olması gerektiği uyarısında bulundu.


YEMEKSEPETİ KULLANICILARI NE YAPMALI?


Alev Akkoyunlu, veri ihlaline uğrayan Yemeksepeti kullanıcılarına şu 4 uyarıyı yaptı:


1- Şifrelerinizi daha zor bir şifre ile değiştirin


Şifrelerin düzenli periyotlarla değiştirilmesi bir alışkanlık haline getirilmeli ve her zaman büyük-küçük harflerin yer aldığı, alfa numerik zor şifreler kullanılmalı. Veri ihlallerinin ardından ise her ihtimale karşı şifreler değiştirilmeli.


2- Mail adresinizin şifresini değiştirin


Birçok kullanıcı tek bir şifreyi tüm hesap ve mail adresi kombinasyonlarında kullanıyor. Bu nedenle veri ihlaline uğrayan platform için kullandığınız e-posta adresi ve şifre kombinasyonunu başta mail adresiniz olmak üzere diğer tüm kullandığınız hesaplarda değiştirmelisiniz.


3- Tanımlı kart bilgilerinizi yeni bir sanal kart ile değiştirin

Kredi kartı bilgileri güvenli bir şekilde saklansa da online alışverişlerde her zaman sanal kart kullanılmalı ve limitleri kontrol edilmeli. Bu sayede bir veri ihlali durumunda hızlıca kartınızı iptal edip yeni oluşturduğunuz bir sanal kart ile işlemlerinize devam edebilirsiniz.


4- Sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarına karşı tetikte olun


Şirketten yapılan açıklamada ad-soyad, doğum tarihi, e-posta adresleri ve adres bilgilerinin de ele geçirildiği bilgisi verildi. Sizi arayarak adınız ve soyadınızla hitap eden, adres bilginizi bilen ve e-posta adresinize mail gönderebilen bir dolandırıcı, sosyal mühendislik yöntemlerini kullanarak daha inandırıcı olabilir. Bunun gibi olası oltalama saldırılarına karşı daima tetikte olmalı, kurumların ve şirketlerin kendi sitelerinden işlem yapmalı ve e-posta ile gönderilen linklere tıklarken temkinli olmalısınız.


Yemeksepeti'ne veri ihlali nedeniyle inceleme

 Kişisel Verileri Koruma Kurulunca (KVKK), Yemek Sepeti Elektronik İletişim Perakende Gıda Lojistik AŞ'ye yapılan ve 21 milyon 504 bin 83 kişinin etkilendiği belirtilen siber saldırının ardından veri ihlali gerekçesiyle inceleme başlatıldı.



Yemek Sepeti'nden Kişisel Verilerin Korunması Kanununun ilgili maddeleri gereğince KVKK'ye yapılan ve kurulun internet sitesinde yayınlanan veri ihlal bildiriminde, 18 Mart'ta kimliği veri sorumlusunca belirlenemeyen şahıs ya da şahıslarca "Yemek Sepetine" ait bir web uygulama sunucusuna erişildiği belirtildi


Yetkisiz bir erişim olduğunda uyarı veren araç üzerinde sorun kaydı oluştuğu ancak bir aksaklık nedeniyle yetkisiz erişimin o an fark edilemediği vurgulanan bildirimde, 25 Mart'ta gelen alarmlar incelendiğinde şüpheli davranışın belirlendiği aktarıldı.

Bildirimde, Yemek Sepetine ait bir web uygulama sunucusu üzerinde açıklık bulunduğu, bu açıklıktan yararlanılarak, uygulama kurulduğu ve komut çalıştırılmak suretiyle sunucuya erişilebildiği kaydedildi.


Saldırıyı yapanlar tarafından sunucu üzerinde kullanıcı oluşturularak veri toplanmaya çalışıldığı ve uzaktaki sunuculara trafik gönderildiği ifade edilen bildirimde, ihlalden 21 milyon 504 bin 83 kişinin etkilendiği belirtildi.


İhlalden etkilenen kişisel verilerin, kullanıcı adı, adres, telefon, elektronik posta, şifre, IP bilgileri olduğu açıklanan bildirimde, kredi kartı ya da finansal verilerin etkilenmediği, kredi kartı saklama hizmetinin veri sorumlusundan bağımsız Mastercard tarafından sağlandığı vurgulandı.


Veri ihlal bildiriminde, ilgili kişilerin ihlalle ilgili "info@yemeksepeti.com" elektronik posta adresi üzerinden bilgi alabileceği ifade edildi.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu ise konuyu gündem toplantısında görüştü. Kurul, Yemek Sepeti hakkında veri ihlali nedeniyle inceleme başlattı.


Yemeksepeti'nde hack olayının detayları ortaya çıktı

 Yemeksepeti'nde 'hack' olayının detayları ortaya çıkmaya başladı. Firmanın KVKK'ya yaptığı bilgilendirmeye göre, veri ihlalinden 21 milyon 504 bin kişi etkilendi

KVKK, online yemek sipariş platformu Yemeksepeti’nin uğradığı siber saldırı ile detayları paylaştı. Buna göre Yemeksepeti’nin 27 Mart’ta duyurduğu ve 25 Mart’ta gerçekleştiğini belirttiği siber saldırı, aslında 18 Mart’ta yapılmış. Yemeksepeti'nin KVKK'ya yaptığı bilgilendirmeye göre veri ihlalinde etkilen kişilerin sayısı ise tamı tamına 21 milyon 504 bin 83.


KVKK AÇIKLAMA YAPTI


Online yemek sipariş platformu Yemeksepeti’nin uğradığı siber saldırı ile ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu’ndan (KVKK) beklenen açıklama geldi.


KVKK’dan Yemek Sepeti Elektronik İletişim Perakende Gıda Lojistik AŞ ile ilgili yapılan veri ihlali bildirime göre Yemeksepeti’nin 27 Mart’ta duyurduğu ve 25 Mart’ta gerçekleştiğini belirttiği siber saldırı, aslında 18 Mart’ta yapılmış.


7 GÜN GEÇ FARKEDİLMİŞ!


KVKK’ya yapılan bilgilendirmeyle normal şartlarda Yemeksepeti’nin yetkisiz bir erişim olduğunda uyarı veren web uygulama sunucu aracı üzerinde sorun oluştuğu için saldırının, o tarihte (18 Mart) fark edilemediği ortaya çıktı.


Açıklamada, 25 Mart’ta anlaşılabilen ve Türkiye’de son yılların en büyük veri ihlallerinden biri olarak kayda geçen Yemeksepeti’ne yönelik siber saldırıdan etkilenlerin sayısının ise 21 milyon 504 bin 83 kişi olduğu belirtildi.


'SUNUCU ÜZERİNDE AÇIĞI BULDULAR'


Yemeksepeti’nde yaşanan veri ihlali ile ilgili incelemenin devam ettiğini duyuran KVKK, Yemek Sepeti’den Kuruma gönderilen kişisel veri ihlali bildirimindeki detayları şu şekilde paylaştı:


- 18.03.2021 tarihinde kimliği veri sorumlusunca belirlenemeyen şahıs ya da şahıslarca Yemek Sepetine ait bir web uygulama sunucusuna erişildi.


- Normal şartlarda yetkisiz bir erişim olduğunda uyarı veren araç üzerinde sorun kaydı oluştuğu ancak bir aksaklık nedeniyle yetkisiz erişimin o an fark edilemedi.


- 25.03.2021 tarihinde gelen alarmlar incelendiğinde şüpheli bir davranış tespit edildi.


- Yemek Sepetine ait bir web uygulama sunucusu üzerinde bir açıklık bulundu, bu açıklıktan yararlanılarak, uygulama kuruldu ve komut çalıştırılmak suretiyle sunucuya erişilebildi.


- Saldırıyı yapanlar tarafından sunucu üzerinde kullanıcı oluşturularak veri toplanmaya çalışıldı ve uzaktaki sunuculara trafik gönderildi.


- İhlalden 21.504.083 kişi etkilendi.


- İhlalden etkilenen kişisel verilerin kısmi olarak veri sorumlusunca belirlendi ve söz konusu verilerin kullanıcı adı, adres, telefon, e-posta, şifre, IP bilgileri olduğu değerlendirildi.


- Kredi kartı saklama hizmetinin veri sorumlusundan bağımsız Mastercard tarafından sağlandığı için kredi kartı ya da finansal verilerin etkilenmediği belirtildi.


- İlgili kişilerin ihlal ile ilgili olarak info@yemeksepeti.com e-mail adresi üzerinden bilgi alabileceği ifade edildi.


23 Mart 2021 Salı

Türkiye'nin siber güvenlik başarısı artıyor

 Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, 2 yıldır ülkelerin siber güvenlik karnelerini hazırlıyor. Türkiye, verilerini paylaşan 76 ülke arasında en başarılı yüzde 5'lik dilimde yer alıyor.



Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, ülkelerin siber güvenliğiyle ilgili bütün verileri ölçebiliyor.


Birliğe 2019 yılında 60 ülke verilerini sunarken, 2020 itibarıyla 76 ülke verilerini açtı. Ölçümler 7 kritere göre yapılıyor ve her birinde farklı bir ülke ön plana çıkıyor.

İstanbul Üniversitesi Üniversitesi İstatistik Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Haluk Zülfikar, ülkelerin siber güvenlik açıklarını TRT Haber'e değerlendirdi.

"Bu çalışmanın adı, global siber güvenlik indeksi. Bu indeksi oluşturmak için, dünyada veri tedarik eden, ben verilerimi paylaşıyorum ve bu veriler de kanıta dayalı ölçülebilen veriler diyen ülkelerin dahil olduğu bir çalışma. Bu ülkelerde siber güvenlik durumu nedir? Nerelerde başları belada, nerelerde iyiye gidiyorlar, rekabet nasıl, hangi ataklara açıklar, hangi açıdan saldırılara karşı kontrollerini ele almışlar... Ülkeler arası rekabetin, savaş stratejilerinin odaklanmaya başladığı bir alan. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği bu çalışmayı dizayn ediyor. Yani ben verilerimi sizinle paylaşıyorum dediğim andan itibaren, bunlar pasif veri dediğimiz bizim güvenliğimizle ilgili bütün verileri ölçebiliyorlar. 'Yedi kritere göre ben ölçüyorum' diyor. Her kriterde başka bir ülke ortaya çıkıyor ama ne gariptir ki bu ülkeler Asya, Orta Doğu, İslam coğrafyasının hakim olduğu ülkeler."

Ülkelerin siber güvenliği ve güvenlik açıkları 7 kritere göre ölçülüyor


Mobil telefonlardaki kötü amaçlı yazılımlara en çok İran'da rastlanıyor. İran'daki mobil telefonlara 2020 ve 2021 yılında gelen dataların yaklaşık yüzde 53'ünde, kötü amaçlı yazılım var. Kendisini en iyi koruyan ülke ise yüzde 0,87 kötü amaçlı yazılım ile Finlandiya.

Bilgisayara bu tür kötü yazılımların en çok bulaştığı ülke Tunus, en az maruz kalan ülkeyse Danimarka. Finansal kötü amaçlı yazılım saldırısına en sık uğrayan ülke ise Belarus olarak belirlendi. Çin'in de siber güvenlik puanı düşük. Nedeni Çin'den diğer ülkelere yapılan telnet saldırıları...


Son dönemde sayıları hızla artan kripto madencilerin saldırılarına en açık ülke Tacikistan, siber saldırılara karşı en hazırlıksız ülkeyse Türkmenistan. 7 siber saldırı şekli açısından sıralamada en riskli durumda bulunan ülke Cezayir...


"Türkmenistan dışarıya herhangi bir saldırı yapabilecek durumda değil ama burada Hindistan destekli gelen kötü amaçlı yazılımların sayısı yüksek. Türkmenistan'da siber saldırılara karşı hazırlık sıfır, bilgi sıfır. Rusya'da uzaktan saldırı yapabilme, bizim telnet dediğimiz saldırılar telefon ve bilgisayarlara çok yüksek. Ama son bir yılda yasa sayısı yüzde 100 artmış durumda. İran'da mobillere yapılan saldırı çok yüksek ama diğer kriterler gayet iyi. Tunus'ta her 4 bilgisayarın birinde virüs bulunuyor. Çin'deki siber güvenliğin dış dünyaya saldırganlığı çok dikkat çekiyor."


Danimarka 76 ülke arasında tüm saldırılardan kendisini en iyi koruyan ülke. Onu İsveç takip ediyor. Peki ülkelerin gelişmişliğiyle, kötü amaçlı yazılımlardan etkilenme oranı arasındaki bağ ne kadar kuvvetli? Haluk Zülfikar bu ilişkiyi şu sözlerle anlattı:


"İlişki yaklaşık yüzde 55'lerde... Çok yüksek değil... Ülkenin içindeki siyasi olay sayısı arttıkça, bu ülkedeki kötü amaçlı yazılımların bilgisayarlara ve mobil olaylara girme olayı arasında yüzde 90'ın üstünde ilişki var."


"Türkiye yüzde 5'lik dilimde"


Türkiye 76 ülke arasından ABD'yi de geride bırakarak en güvenli 14'üncü ülke olarak görülüyor. Türkiye'de mobil telefonlara saldırı oranı yüzde 2,6, finansal saldırılar yüzde 0,4, bilgisayarlara kötü amaçlı yazılım oranı yüzde 7,17...


Türkiye bu verilere göre en başarılı yüzde 5'lik dilime giriyor. Haluk Zülfikar bu başarıda siber güvenlik yasalarının önemine dikkat çekiyor.

"Türkiye bir önceki yıla göre de oldukça başarılı. 14'üncü sırada ve yüzde beşlik dilime giriyor bu başarısıyla. 2020'de 6 tane yasa çıkarmış, bunlar son derece güncel datalar. Türkiye Avrupa ortalamasının üstünde. Türkiye gibi birkaç ülke yasa üretme açısından çok başarılı. Polonya, İspanya Türkiye'ye yasa üretme sayısı olarak yakın ülkeler. İstanbul Üniversitesinin çalışmasına göre dünyayı 100 üzerinden puanlarsak en yüksek puan alan ülke Danimarka. Türkiye 83 puan alıyor. Bir önceki yıl 68... Oldukça başarılı gidiyor Türkiye."


Türkiye son bir yılda siber güvenliğini geliştiren en başarılı ülkeler arasında da yer alıyor. Haluk Zülfikar başarının kalıcı olması için farkındalık ve eğitimin önemine vurgu yapıyor.


"Ukrayna, Macaristan, Hırvatistan, Portekiz ve Türkiye son bir yılda ivmelendi. Ama başka çok dikkat edilmesi gereken şeyler var. Türkiye'de hala bilinç düzeyi çok düşük. Siber güvenlikten korkmadan eğitimler verip aileleri de bilgilendirmemiz lazım. Yoksa bu düşük bilgi düzeyi sadece devletin önlemleriyle sürdürülemez."




19 Mart 2021 Cuma

BT güvenliği çalışanları mesai saatlerinde hobilerine haftada 6 saat ayırıyor

 Kaspersky Bilgi Güvenliği Başkanı Andrey Evdokimov, "Önemli olan bir hobi için kaç çalışma saatinin harcandığı değil, bunun görev performansı üzerindeki etkisi olmalıdır" dedi

Kaspersky araştırmasına göre, META (Orta Doğu, Türkiye, Afrika) Bölgesi'ndeki bilgi teknolojileri (BT) güvenliği personellerinin yüzde 90'ı, mesai saatleri içinde boş zaman aktivitelerine katılıyor.


Kaspersky açıklamasına göre, genel olarak bu hobilere ayrılan zaman haftada 6 saati buluyor. Bu, şirketin genelindeki personelden 1 saat daha fazla olarak gerçekleşiyor. Kaspersky'nin raporu, dünya çapında 5 bin 200'den fazla BT ve siber güvenlik uygulayıcısını araştırdı. Araştırmaya göre, BT güvenlik personelinin işyerinde en çok katıldığı etkinlikler arasında haber okumak (yüzde 37), YouTube'da video izlemek (yüzde 44), film veya dizi izlemek (yüzde 31) yer aldı. Katılımcıların üçte biri zamanını fiziksel egzersiz yapmaya (yüzde 35) ve profesyonel bilgi kaynaklarını okumaya (yüzde 30) ayırdı.


Ek olarak, BT güvenlik çalışanlarının neredeyse yarısı (yüzde 47) meslektaşlarının yüksek iş yükleri nedeniyle işten ayrıldığına inanırken, tüm departmanlarda çalışanların yüzde 41'i bu görüşü destekledi. Bu veri boş zaman etkinliklerine çok fazla zaman harcanmasıyla çelişkili görünebilir. Ancak yüzde 48'i bu durumun işten kaynaklanan dikkat dağınıklığının can sıkıntısı veya iş eksikliğinden ziyade, görevler arasında bir ara verme ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ayrıca evden çalışırken bazı görevler ve toplantılar artık standart 9-5 çalışma saatleri dışına taşabiliyor.




- 'Şirketinizin BT güvenlik personeliyle tam donanımlı olmasını sağlayın'




Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky Bilgi Güvenliği Başkanı Andrey Evdokimov, çalışanların arada dikkatlerinin dağılmasının bir sorun olduğunu sanmadığını belirterek, 'Önemli olan bir hobi için kaç çalışma saatinin harcandığı değil, bunun görev performansı üzerindeki etkisi olmalıdır. Ayrıca bir sorunun nasıl çözüleceğine dair fikir verebileceğinden, insanların video ve diğer kaynakları izlemesi normal olabilir. Sonuç olarak eğer iş birisi için ilginç değilse ve görev yönetimi eksikliği varsa, çalışan ofiste olsa da farklı bir şeyler yapmanın bir yolunu bulacaktır.' ifadelerini kullandı.


Kaspersky Güvenlik Operasyonları Merkezi Başkanı Sergey Soldatov da 'Çalışanların işlerinin kalitesini ve hızını gösteren hedefleri ve ölçütleri olmalıdır. Performansı etkilemediği sürece bir kişinin dikkatinin dağılmış olmasıyla ilgili herhangi bir sorun yoktur. Ancak verimlilik düştüyse veya meslektaşlardan farklıysa buna dikkat edilmelidir. Yöneticinin amacı, çalışanları düşük üretkenlik konusunda olabildiğince erken bilgilendirmek ve böylece sorunu çözmenin yollarını bulabilmelerini sağlamaktır.' değerlendirmesinde bulundu.


BT güvenliği ve SOC'den sorumlu Kaspersky uzmanları, BT güvenlik ekiplerinin nasıl yönetileceğine ilişkin şunları öneriyor:


'Şirketinizin BT güvenlik personeliyle tam donanımlı olmasını sağlayın. Optimal sayı, her 10 BT uzmanı için bir siber güvenlik çalışanıdır. 24 saat SOC operasyonu için izlemeden sorumlu en az beş çalışan olmalıdır. Fazla çalışmayı önlemek için vardiyaları düzenleyin. Alışıldık BT güvenlik görevleri için dış kaynak olarak kullanın. Şirket içi çalışanlara şirkete özgü gereksinimlere ve eski BT altyapısının korunmasına odaklanmaları için daha fazla zaman tanıyın. Çalışanlara farklı, standart olmayan görevler verdiğinizden emin olun.'


Kaynak:

https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/bilisim/bt-guvenligi-calisanlari-mesai-saatlerinde-hobilerine-haftada-6-saat-ayiriyor/662962



Kron, en sık karşılaşılan 10 siber saldırı yöntemini duyurdu

 İTÜ ARI Teknokent şirketlerinden Kron, en sık karşılaşılan 10 siber saldırı yöntemini açıkladı

İTÜ ARI Teknokent şirketlerinden Kron, en sık karşılaşılan 10 siber saldırı yöntemini açıkladı.


Kron'dan yapılan açıklamaya göre, günümüzde teknolojinin hayatımızın her alanına entegre olmasıyla birlikte siber güvenlik tehditleri giderek daha büyük etkiler doğurmaya başladı.


Özellikle pandemi döneminde hızla artan siber saldırılar şirketlerin, devletlerin ve tüketicilerin gizliliğinde büyük önem taşıyan önemli bilgileri hedef alarak gerçekleştirilirken saldırıya maruz kalanlar büyük zararlar görüyor.


Ünlülere ait gizli fotoğraf ve videoların sızdırılması, şirketlerin önemli verilerinin çalınması ve devletlerin gizli belgelerinin yayınlanması gibi dünya çapında yankı uyandıran olayların tümü siber saldırılar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu tarz saldırıları önlemek için alınan önlemler geliştikçe kötü niyetli kişiler de siber saldırı yöntemlerini çoğaltarak güçlendiriyor.


Telekomünikasyon, finans, enerji ve sağlık gibi sektörlerde yer alan birçok global firmaya yazılım çözümleri sunan, İTÜ ARI Teknokent firması Kron, en sık karşılaşılan 10 siber saldırı yöntemini açıkladı.


Buna göre, en sık karşılaşılan siber saldırı yöntemleri şöyle:


'Kötü amaçlı yazılım (malware): Dijital dünyanın en yaygın siber saldırı aracı olan malware, virüs, Truva atı ve solucan gibi zararlı yazılımları tanımlamak için kullanılıyor. Başta bilgisayarlar olmak üzere farklı teknolojik cihazlara sızdırılabilen malware çeşitleri, cihazları ve sistemleri çalışmaz hale getirebiliyor, çoğalabiliyor, gizlenebiliyor ve kötü niyetli kişilere erişim izni vererek uzaktan kontrol imkanı sunabiliyor.


DDoS ve DoS (Distributed Denial of Services ve Denial of Services): DDoS ve DoS, son yıllarda gelişen güvenlik önlemleri nedeniyle etki açısından azalmış olsa da hala en popüler siber saldırı yöntemleri arasında yer alıyor. Çevrim içi servislere, internet sitelerine çoklu talep göndererek çevrim içi servislerin veya internet sitelerinin çökmesine yol açan DDoS ve DoS, 5G ile birlikte tekrar yükselişe geçecek gibi görünüyor.


Oltalama (phishing): Doğrudan kişileri hedef alan phishing yani oltalama, kimlik veya kredi kartı bilgileri gibi önemli bilgilerin çalınması amacıyla kullanılıyor. Zararlı yazılımların paravan internet siteleri üzerinden bilgisayarlara veya telefonlara indirilmesini sağlayan phishing, genellikle e-posta adreslerine gönderilen linkler aracılığıyla gerçekleştiriliyor.


SQL Injection: Veri tabanlarının çoğu SQL ile yazılmış kodlarla uyumlu olacak şekilde geliştiriliyor. Kullanıcılarından veri alan web siteleri de bu verileri SQL veri tabanlarına gönderiyor. SQL güvenlik açıklarından yararlanan kötü amaçlı kişiler de böylece kullanıcıların bilgilerine ulaşıyor. Bazı durumlarda siber korsanlar, SQL kodlarını ad ve adres isteyen bir web formunda da yazabiliyor. Bu sayede kullanıcı bilgilerini çalma sürecini de çok daha hızlandırmış oluyor.


Man in the Middle: İnternet üzerinden gerçekleştirilen diğer bir siber saldırı yöntemi olan Man in the Middle, kullanıcıların erişmek istedikleri servisler gibi görünerek onların pek çok bilgisini ele geçirebiliyor. Örneğin merkezi yerlerde Wi-Fi noktası gibi göründüğü için bilmeden Man in the Middle'a bağlanılabiliyor. Ardından girilen internet siteleri ve tanımlanan bilgiler siber korsanlar tarafından kolaylıkla görülebilir hale geliyor.


Cryptojacking: Bu yöntemle siber korsanlar, başkalarının bilgisayarını ya da mobil cihazlarını kullanarak kripto para işlemleri gerçekleştirebiliyor. Yöntemin ilk kullanılmaya başladığı zamanlarda kötü niyetli bağlantıları ve e-posta eklerini kullanarak cihazlara sızan siber saldırganlar, artık internet sitelerinin içine kadar işlenmiş kodlarla çalışabiliyor.


Sıfır gün açığı (zero day exploit): İşletim sistemi araçlarının yüklenmesi ya da güncellemelerinin yapılmasıyla cihazlara sızabilen bir yazılım türü olan bu yöntem, işletim sistemlerindeki açıkları kullanarak gerçekleştiriliyor. Fark edilmesi en zor zararlı yazılımlar arasında yer alırken, kişilerin yanı sıra kurumlara da büyük zararlar verebiliyor.


Şifre saldırısı (passwords attack): Şifreleri çözerek kişisel veya kurumsal hesaplara zarar verebilen bu saldırı çeşidi, birbirinden farklı yöntemler ile gerçekleştirilebiliyor. Bunlardan en bilineni, zararlı yazılımlar tarafından arka arkaya farklı şifre kombinasyonları girerek mevcut/kolay şifrenin bulunması olarak tanımlanabilir. Bu tarz bir girişimi önlemenin en etkili yollarından biri de iki faktörlü kimlik doğrulama çözümü ve yöntemleri ile erişimlerin daha güvenli hale getirilmesidir.


Telekulak/gizli dinleme saldırısı (eavesdropping attack): Pasif bir siber saldırı yöntemi olan bu saldırı çeşidi, kullanıcıların bilgisayarlarına veya akıllı cihazlarına sızarak onları dinleyebilme imkanı veriyor. Siber saldırganlar, bu yöntemle kredi kartı bilgilerinden diğer kişisel verilere pek çok veriye ulaşabiliyor. Hatta kullanıcının banka veya kredi kartı bilgilerini çalabilmek için karşı tarafa bilgisayar ekranı aracılığıyla çeşitli sorular da sorabiliyor.


Tedarik zinciri saldırısı (supply chain attack): Tedarik zinciri saldırıları, tedarik zincirinde bulunan yeterince güvenli olmayan uygulamalara yapılan saldırılar sonucu bu uygulamaların ele geçirilmesi ve bu uygulamalar üzerinden kurum ve kişilere zarar vermeyi hedefleyen bir saldırı tipi olarak tanımlanabilir. Bu saldırı türünde daha çok büyük veri yönetiminin gerçekleştiği telekom, finans, enerji, sağlık gibi sektörler ve kamu kuruluşları hedef alınıyor. Saldırılar sonucu sızma eylemi gerçekleştiğinde ise casusluk amaçlı verilerin açığa çıkmasından tutun da üretim süreçlerinin aksamasına kadar pek çok dikeyde hem maddi hem de prestij kayıplarına yol açabiliyor.'




- Daha güvenli altyapılar oluşturmak gerekiyor




Dünya genelinde artan siber güvenlik risklerine karşı tedbirler almak ve yaşanan veri ihlallerinin önüne geçmek için daha güvenli altyapılar oluşturmak gerekiyor. Hassas verilerin korunmasına yönelik olan ihtiyaçlar da artıyor.


Açıklamada görüşlerine yer verilen Kron Genel Müdürü Mete Sansal, farklı yöntemlerle gerçekleştirilen saldırıların farklı amaçlar için çeşitlenebildiğini belirterek, şunları kaydetti:


'Bu tarz saldırıları önlemek için alınan önlemler geliştikçe kötü niyetli kişiler de siber saldırı yöntemlerini çoğaltarak güçlendiriyor. Kurumsal firmaların iç ve dış siber güvenlik tehditlerine karşı geliştirilen Single Connect ürünümüz, erişim ve veri güvenliği konusunda geniş kapsamlı modüllere sahip bir yetkili hesap erişim güvenliği platformu. Bilişim altyapı sistemlerindeki tüm yetkili erişimleri yöneterek veri güvenliği sağlayan Single Connect, gelişmiş oturum yönetimi sayesinde de kötü niyetli eylemleri gerçekleşmeden gerçek zamanlı olarak tespit ederek önlüyor ve kayıt altına alıyor.'


Kaynak:

https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/bilisim/kron-en-sik-karsilasilan-10-siber-saldiri-yontemini-duyurdu/663052